Ardından bir akarsu kavşağından Çağlayan köyü yoluna girdik. Toprak zeminli yol, dere boyunca yukarılara doğru çıkarken zaman zaman suyun içinde bata çıka ilerledik. İleride varacağımız köy gözükmüştü ama, yükseldikçe kar başlıyordu. Sonunda kar yolu tamamen kapattığında artık ilerleyemiyorduk. Bizi almaya gelen arabayı gördüğümüzde ise pek bir şaşırdık. Boğalar tarafından çekilen kızaklı bir araba! Yüklerimizi kızağa yerleştirdik ve yola yürüyerek devam ettik. Ren geyikli kızağına hediyelerini yüklemiş mütevazı Noel Baba'lar gibiydik!
Gürcüce adı Bazgiret olan Maden Köyü'ydü ilk ulaştığımız. Geleneksel dokusu bozulmadan günümüze kadar gelmiş olan bu köyde evler tamamen ahşap ve ortak mimari özellikteler. Duvarlarında yaba, tırmık gibi ahşap üretim aletleri asılı olan bu evlerin bahçelerinde de küçüklü büyüklü kızaklar göze çarpıyor. Belli ki burada ulaşım önemli oranda bu araçlarla sağlanıyor. Bizi karşılayan muhtar, biz tanrı misafirlerini evine konuk etti. İçi de dışı gibi güzel olan evde yürüdükçe ahşap zemin gıcırdıyordu. Duvarları oluşturan budaklı masif ahşap tahtalar evin doğal dekoru gibiydiler.