Henüz küçücük bir çocukken, "varlığından suçluluk duymadan ikinci bir dünyaya sahip olabilmek" amacıyla resim yapmaya başladı. İlk eserlerinde çokça yer alan ağaçlarla kargalar yeteneğinin göstergesi sayıldı. Liseyi bitirene dek ressam olacağına kesin gözüyle bakıldı, hatta ilk aşkını da bu yüzden kaybetti. Ancak o herkesi şaşırtarak yazmaya başladı ve 1974'ten bu yana Türk Edebiyat Tarihi'nde yerini alan pek çok eseri hayata geçirdi.
Eserleri dünya çapında ve 30 dilde okunan Orhan Pamuk, sondan bir önceki eseri 'Kar' dışında tüm romanlarında İstanbul'u yazdı. Yaşamının bazı gizlerini de içeren son kitabı 'İstanbul-Hatıralar ve Şehir' adlı kitabında ise şehrin tarihiyle örtüşen kendi elli yılını anlattı. Hem şehrin hem de Orhan Pamuk'un hüzünle karışık tarihî öyküsünü...
Yazdıklarınız 30 dile çevrildi, bütün dünya okuyor. Türkiye'yi sizden okuyanlar bu ülkeyi nasıl tanıyor?
Tabii ki benden okuyanlar, hep İstanbul üzerinden tanıyorlardır.