 |
Bir ay içinde donmaya başlayacak buzul gölünün soğuk maviliği hâlâ tenimde, bulutların arasından kaçan güneşle yaptığım kaçamaksa, çocukça bir öpücük gibi yanaklarımda. Çimenlerin yeşilini edepsizce beyazlatmaya başlamış kar öbeklerini hasetten çatlatarak, nasıl da bırakmıştım kendimi buzul gölünün sularına. Birkaç hafta içinde soğuk uykuya dalıverecek buzul gölümle ve utangaç sonbahar güneşimle beraberim. Doruk yolculuğundan arta kalan korku, gurur, ter ve bitkinlik, soğuk mu soğuk suyun uyuşukluğunda eriyip bitiyor. Buna sanırım, her dilde 'huzur' diyorlardır. Ama Kaçkarlar'da ben, Öküz Gölü diyorum...
BİR MEVSİM, HER RENK
Kaç günlük tırmanış tutkusunun tatlı yorgunluğu ara ara yokluyor beni. Bazen kapanıveren gözlerim, yolculuk içinde yolculuklara çıkarıyor beni. Öyle ya, Yukarı Kavron'dayım hâlâ. Bir buçuk saatte indim Öküz Gölü’nden. Beni indirebildiği kadar aşağı indirecek minibüsü bekliyorum. Yayla patikalarından deniz seviyesine doğru yönelen bu yolculuk, yükseklerin büyüsünden çıkarıyor beni, bu mevsimin nefesini üflüyor. |
|