Kahire'nin geçmişindeki üçüncü başkentliği ise, MS 7. yüzyılda gelip yerleşen ve Mısır'ı Müslümanlaştıran Araplarla olmuş. Hz. Muhammed'in komutanlarından Amr İbn El As, Bizans'ın yönetimindeki kenti fethettiğinde, çadırını kurmuş olduğu yerde bir kent oluşturulmasını ve yeni başkentin çadır anlamına gelen 'Fustat' adıyla anılmasını emretmiş. Kendisinden sonra sanat ve bilim açısından gelişip büyüyen bu kültür kentine, 'muzaffer' anlamına gelen El Kahira denmiş.
"NİL OLMASA MISIR DA OLMAZMIŞ"
Havaalanından kent merkezindeki otelimize gelene dek, taksi penceresinden gözlemlediğimiz Kahire, trafik keşmekeşliğindeki kimi süper lüks, kimi kırık dökük arabaları; gene kimi yerde yüzyıllar öncesini çağrıştıran türbanlı, uzun entarili insanlarıyla renklerin kokulara, eskilerin yenilere, tarihin geleneklere karıştığı büyülü, gürültülü, kontrastlarla dolu bir kent.
Ramses Tren Garı'na bitişik Ramses Meydanı, kent merkezine geldiğimizin işaretini veriyor.