Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14
İçindekiler / Ağva’nın şiiri Göksu
kırmızıya dönmüş sarmaşıkların arasında kahve içerken dinlenen romantik bir ezgi ya da teknelerden yeni indirilmiş balığın pişirilirken çıkarttığı o leziz koku... Hele o pamuk ekmekleri yok mu Ağva fırınlarının! Cuma günleri kurulan pazara denk gelirlerse, fasulye, mantar, yumurta alıp eve taze ‘nevale’yle dönmenin keyfini yaşıyorlar.

SESSİZLİĞİN YANILSAMALARI
Sonbaharın adı yağmurla anılsa da, yağmur sonraları çıkan güz güneşi sihirli bir ışık yaratıyor Ağva’da. Yıkanıp arınmış ağaçların üzerinde kahverenginin farklı tonları beliriyor. Yalıçapkınları rengârenk ıslak kanatlarını çırparken ışıltılı damlalar savruluyor boşluğa. Sağanağın taşıyacağı çamurla renk değiştirmemişse Göksu, yansımalarla doluyor suyun üzeri. Suya değen küreklerin oluşturduğu titreşim, Göksu’ya akseden doğayı bir başka yansıtıyor bizlere; bu şiirsel sessizlik sizde dünyanın sanki hep böyle huzur dolu bir yer olduğu duygusunu yaratıyor. Bu yanılsama aslında İstanbul’dan Ağva’ya giderken yolda başlıyor. Ağva, İstanbul’un kuzeydoğusundaki son noktalardan biri.
 
 
Sayfa 2/6
Daha büyük boyutta görmek için tıklayınız.