 |
İstanbul’un bir ucunda Karadeniz’e dökülen bir ırmak konuklarına esin kaynağı
oluyor!
Kızböcekleri kanatlarını topladı gitti. Yaz aylarında kumsalı dolduran
kalabalıklar da... Su kaplumbağaları güz güneşini gördüklerinde, sudan çıkmış
ölü ağaç gövdelerinin üzerine sevinçle tırmanıyorlar. Göksu’nun kıyısındaki
ağaçlar sonbaharın şarkısını söylemeye başladı çoktan. Ama yine de yapraklar
sararmamakta direniyorlar. Onlara hayat veren akarsuyun, kışın da onların
köklerini besleyeceğini biliyorlar çünkü. Karadeniz fırtınalara hazırlanırken,
onunla buluşmak için doğan Göksu’nun kıyısı hâlâ büyük bir dinginlik yaşıyor.
Ağva’ya gittiğimde, ilk dikkatimi çeken coğrafyanın bu zıtlığı olmuştu: Bir
yanda köpükler saçan dalgalarıyla hırçın Karadeniz, öte yanda dalgın dalgın
akan yeşil bir akarsu; Göksu… Ve su kıyısına dizilmiş, doğal dokuyu bozmayan
ahşap konaklama tesisleri… Yıllar önce küçük bir balıkçı kasabası iken, bugün
İstanbulluların kaçış noktası haline geldi Ağva. Özellikle doğayı özleyenler
dört mevsimde de, Ağva’nın avucuna konuyorlar! Sonbahar onlar için Göksu’ya
dökülen yaprakların arasında deniz bisikletiyle yapacakları lirik bir gezi,
|
|