Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14
İçindekiler / Paris'in bağrına doğru

FRANSA’NIN İLETİŞİMİ EIFFEL KULESİ’NDE...
Paris deyince, Cité ve Saint-Louis adasından sonra Eiffel kulesi geliyor aklıma. Benim Paris serüvenimin ilk yıllarında Eiffel özellikle gitmediğim, hatta yanından geçerken bile dikkatle bakmadığım bir anıttı. İnsan ne de olsa alışıyor yaşadığı kentin anıtlarına. Onlara dışardan bir yabancı gözüyle bakabilme, özelliklerini yeniden keşfetme şansını yitiriyor. Meğer Eiffel kulesi, her türlü hediyelik eşya biçimine girebilen Paris’in bu vazgeçilmez anıtı, Fransa’nın tüm iletişim yükünü taşıyormuş da haberimiz yokmuş. Dört iri ayak ve bu ayaklar üzerinde göğe yükselen, yükseldikçe de incelip narinleşen bir gövde. Gövdenin ucunda neredeyse bulutlara değen küçücük bir baş. Ve antenlerden, radarlardan oluşan bir iletişim ağı. Yirminci yüzyılın bitimine bin gün kala, gece ışıl ışıl yanan bir saat yerleştirilmişti lokantaların bulunduğu ikinci katına. Her gece, geriye doğru sayan elektronik aygıttan bir rakam eksiliyordu. Ve Eiffel kulesine baktıkça, iki bin yılına doğru günlerin hızla akıp gittiğinin farkına varıyorduk.

 
 
Sayfa 3/8
Daha büyük boyutta görmek için tıklayınız.