“Kızım, o bizim sultanımız. ”
“Sultan mı! Ama sultanlar Osmanlı’da olmuyor
muydu?”
Babam kahkahayı patlatıyor: “Evladım sinemamızın
sultanı o, Türkan Şoray”.
Sultanın yanında bir adam var. Tanıyorum
onu. ‘Hababam Sınıfı’ndaki komik beden
hocası; İstanbul’a göç eden, orada yaşam
savaşı veren, domates satan Züğürt Ağa;
arabeskçi Ali Nazik’i ünlü etmeye çalışan
Muhsin Bey. Yani kısaca müthiş oyuncu
Şener Şen... Ve ünlü trafiği uzun süre
devam etti. Fatma Girik, Hümeyra, Uğur
Yücel ve dahası... “Peki ünlülerin hepsinin
burada ne işi var?” diye aklımdan geçirirken
babam, “Onların hepsi ödül almaya geldi
buraya” dedi. Benim içinse ödülden daha
önemli olan, bir firmanın dağıttığı kırmızı
şekerleri kapabilmekti o an...
SİNEMA SEVDALISI BAŞKAN
İşte o ödül ‘Altın Portakal’dı. Tam 40
yıldır sinemanın en iyilerine dağıtılan
Türkiye’nin Oskar’ları... Ve bu yıl, elinde
portakal tutan altın rengindeki Venüs
heykeli, 41. kez yeni sahiplerini bulacak.