Farklı coğrafyalarda ve çok geniş yelpazede
mimarlığınızı uyguluyorsunuz. Daha çok
hangi alanlarda faaliyet yürütüyorsunuz?
Bence tasarım bir bütündür. Yani bir çay
bardağı tasarlamakla 1500 yataklı bir
hastane tasarlamak arasında hiçbir fark
yok. Türkiye’deki mimarlık bürolarından
uzmanlık alanı diye bir şey beklenmiyor.
Hangi konu gelirse bunu en iyi şekilde
kotarmaya çalışıyoruz. Oteller, sağlık
ve endüstri yapıları, yenilemeler, çeşitli
restorasyon işleri, çok büyük ölçekte
konutlar, villalar yaptığımız işler.
Yurtdışında çalışmalarınız var mı?
Evet. Bir ara Rusya’da gerçekleştirdiğimiz
projeler oldu. Hatta Tümen’de büro yapısı
olarak başladığımız projenin, sonradan
KGB’nin Sibirya merkezi olduğunu öğrendik.
Fotoğrafını dahi çekemedik tabii. Şu anda
Brüksel’de, Kraliyet’e ait eski bir tütün
deposunun yenileme projesini sürdürüyoruz.
56 bin metrekarelik, zamanında içinde
trenin yüklenip boşaldığı, çok büyük bir
yapı.