 |
KIRMIZI PERİBACALARI
İstanbul’dan yola çıktığımızda yaklaşık 1300 kilometrelik bir yol uzanıyordu önümüzde. Tam olarak nasıl bir manzara ile karşılaşacağımızı bilememekten kaynaklanan tatlı bir heyecan içindeyiz. Niksar, Suşehri derken, her iki yakası binbir güzellikle çevrili Kelkit Çayı eşlik ediyor yolculuğumuzun büyük bir kısmına. Çayı geride bırakıp Erzurum’a doğru yöneliyoruz. Dadaşlar diyarı Erzurum’u bağrında saklayan Palandöken Dağı henüz karla süslenmemiş. Erzurum’u da geçerek asıl hedefimize doğru ilerliyoruz.
Tortum üzerinden Narman’a giderek, henüz bir yıl önce keşfedilmiş bir vadiyi bir de biz keşfetmeye çalışacağız. Önce Tortum’u geride bırakıyoruz. Beş kilometre sonra da Narman tabelasını takip ederek ana yoldan ayrılıyoruz. Yolun her iki yanı sonbaharın altın sarısı, toprak kırmızısı ve hüzünlü pembeleriyle, gökkuşağı gibi bir renk cümbüşüne dönmüş. Manzara öylesine göz alıcı ki, dağların arasındaki Narman’a geldiğimizi anlayamıyoruz bile. Vadiyi soruyoruz. Birkaç kişi bilemiyor, sonunda biri “anladım, peribacasını
|
|