Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]
index / Bolu’da kış
beyaz bir masal gibi yağıyor. Sincaplar ise, çoktan ağaç kovuklarında uykuya daldılar.

KIRILAN ODUNLAR, DONAN ÇAĞLAYANLAR
Abant yolunda, sucuk ekmek yapanların ateşlerinin başından karşı konulmaz lezzet kokuları yayılıyor bulutlara doğru. Faytoncular, hafta sonu akın akın gelecek kentlileri düşünerek atlarının yelelerini okşuyor. Sünnet Gölü buz tuttuğunda, kıyısındaki tesislerin müdürü Umut Duran her yıl yaptığı gibi çalışanlarına buzları kırmalarını söyleyecek; aç kalan tilkiler gölün üzerinde yürüyerek sevimli ördek kolonisine korku saçacak yoksa. Mudurnu’da, bir cumartesi günü rüzgârla savrulan kar tanecikleri, pazar yerinde tezgâh kuran köylü kadınların sattığı oyaların üzerine düşecek.
Bolu’ya kar yağıyor. Mengenli çocuklar yaptıkları kardan adamların başına kardan beyaz aşçı şapkaları yerleştiriyor. Yeniçağa’dan kırılan odunların, Dörtdivan’dan donmaya başlayan çağlayanların, Gerede’den evlerinin önünü küreklerle açan insanların sesleri geliyor. Bir orman imparatorluğu olan Bolu’nun her tarafında doğanın beyaz çağrısı yankılanıyor.
 
 
Sayfa 2/5