YÜKLENİYOR ...

























Turkuvaz denizin altında Kemer’in sualtı mağaraları
2003 / EYLÜL

Antalya'nın 40 kilometre güneyinde sırtını ihtişamlı Beydağları'na dayamış, kucağını uçsuz bucaksız Akdeniz'e açmış bir sahil kasabası uzanır: Kemer. Üzeri yemyeşil çam ağaçları ile örtülü dağların denizle buluştuğu bu doğa harikası bölge, ilk olarak 1970'li yıllarda Antalyalıların dikkatini çeker ve 1980'lerde Türkiye'de turizmin gelişmesiyle tüm dünyanın gözbebeği olur. Kemer büyür; köy iken kasaba haline gelir. Bu arada çok şey değişir. Değişmeyen tek şey berrak denizidir. O turkuvaz renkli denizin altındaki dünyanın ev sahipleri ise turizmdeki gelişmelerle ilgilenmeden yaşamlarına devam eder: Akyalar, gümüşbalığı sürüsüne dalarak avını yakalamaya çalışırken, vatoz kuma gizlenerek avının yakına gelmesini bekler. Çok sevdiği papazbalığının yolunu gözleyen bir müren ani bir hareketle avına saldırırken, kocaman gövdesi ile Caretta caretta tipi bir denizkaplumbağası etrafında olup bitene ilgisiz kalır.

Sayfa 1/5































Turkuvaz denizin altında Kemer’in sualtı mağaraları
2003 / EYLÜL

Kemer açıklarında, Kalınburun ile Kiriş arasında ve Üç Adalar'da bulunan Kemer'in yüzyıllardır değişmeyen jeoloji harikası sualtı mağaraları, dalgıçları mıknatıs gibi kendine çekiyor. Yüzyıllar boyunca denizin usta bir mimar gibi şekillendirdiği bu mağaralar, dalgıçları turkuvaz maviden koyu karanlığın gizemine çağırır. Kemer ve çevresindeki mağaralarda, hayatlarını ışıksız veya çok az ışıklı ortamda sürdüren onlarca sualtı canlısı yaşıyor. Yaşam alanı olarak mağara girişlerini ve taş aralarını tercih eden denizlalesi, bulunduğu bölgedeki akıntı sayesinde üzerine gelen planktonlar ile beslenir. Aynı tür karşımıza kimi zaman beyaz, kimi zaman kahverengi, kimi zaman da fosforik sarı renkte çıkabilir. Taşlık zemindeki oyuk ve çatlaklar gibi ışıksız bölgelerde ve mağaralarda yaşayan karabaşbalığı, üzerinde yaşadığı kırmızı süngere kamufle olarak düşmanlarından korunur. Yaşama alanı olarak mağaraları seçen yosun hayvanı, plankton ve benzeri mikroskobik canlılarla beslenir.

Sayfa 2/5































Turkuvaz denizin altında Kemer’in sualtı mağaraları
2003 / EYLÜL

Mağara duvarlarında, ışıksız ortamlarda yaşayan bir başka canlı olan denizşakayığı ise kendisi gibi sarı renkli Axinella cinsi süngerlerin üzerine yerleşerek koloniler oluşturur. Sualtı mağaraları dışında görülmeyen bu canlıları tanıma arzusu, mağaraların gizemini keşfetme güdüsüyle birleşince, ortaya dalgıçların dayanamayacağı bir çekim gücü çıkıyor. Ancak, sportif amaçla yapılsa da mağara dalışları, dalışın tüm kategorileri arasında kesinlikle en tehlikeli olanı. Dalış konusunda çok bilgili ve tecrübeli olmak, mağara dalışı yapabilmek için yeterli şart sayılmadığından, bir mağaraya girmeden önce mutlaka eğitim alınması gerekiyor. Mağara dalışlarında kullanılan malzeme de sportif amaçlı dalışta kullanılan malzemeden çok farklı: Kılavuz ipi bu malzemelerin en önemlisi. Dar geçitli mağaralarda, dalgıç tabana yaklaştıkça palet darbeleriyle dipteki silt adı verilen tabakayı kaldırabilir. Bu tabakanın hareketlenmesi sonucunda görüş mesafesi düşebilir ve dalgıç bir anda kaybolabilir. Bu yüzden mağaranın girişinden itibaren bağlanan bir kılavuz ipi,

Sayfa 3/5

































Turkuvaz denizin altında Kemer’in sualtı mağaraları
2003 / EYLÜL

geri dönüş yolunu bulabilmek için hayati önem taşır. Bu ipin dolaşarak dalgıçlar için tehlike oluşturması ihtimaline karşı bir makara kullanılmalı ve dolaşma riski azaltılmalıdır. Bir başka gerekli ekipman da sualtı fenerleri. Mağara içindeyken elindeki fenerin pili biten dalgıç, panikleyerek çıkış noktasını bulamayabilir. Bu yüzden her dalgıcın, riski minimize etmek için en az iki fener ile dalması gerekiyor. Kasklar da mağara dalışlarının vazgeçilmez bir diğer ekipmanı. Mağara içindeki dikit ve sarkıtlar dalış esnasında dalgıçlar için tehlike yaratabilir. Ayrıca, bu kasklara monte edilen fenerler de dalgıçlara sualtında daha fazla hareket özgürlüğü sağlar. Ancak, mağara dalışlarının bu zorlu disiplinini Kemer'deki mağaralarda uygulamaya gerek yok. Fiziki oluşumları nedeniyle dalınması kolay olan Kemer sualtı mağaralarının en derin yerine gelindiği anda bile çıkış noktasından gelen ışık görülebiliyor. Jeolojik, biyolojik, ekolojik ve taihîo değerler de taşıyabilen sualtı mağaraları yıllar süren formasyonlarıyla bilim insanlarına araştırmaları için değerli veriler sunuyor.

Sayfa 4/5

































Turkuvaz denizin altında Kemer’in sualtı mağaraları
2003 / EYLÜL

Bu nedenle dalgıçların bu mağaralarda dikkat etmesi gereken en önemli şey, ortama zarar vermemek. Duvarları genellikle alg, sünger ve mercanlarla kaplı bu mağaralara dalan dikkatsiz bir dalgıcın tek bir palet darbesi bile burada yaşayan canlıların zarar görmesine neden olabilir. Sünger, alg, mercan ve balıklar dışında sualtı mağaralarının çok önemli bir ev sahibi daha var; foklar. Yuva kurmak ve yavrulamak için sualtı mağaralarını seçen foklar, özellikle içine girildikten sonra yükselen ve içinde hava boşluğu bulunan mağaraları tercih ediyor. Üç Adalar mevkiinde, buna benzer bir mağaraya fokların her yıl yavrulamak için uğradığı biliniyor. Bir süre aynı mağarayı paylaşan anne ve yavru fok, daha sonra mağaradan çıkarak avlanmaya başlar. Akdeniz fokunun yavrulamak için kullandığı bu mağara, bu mevsimde dalışa kapatılarak koruma altına alınıyor. Dileğimiz, Akdeniz'deki tüm sualtı mağaralarının da bu şekilde korunmaya alınması ve Akdeniz'in sevimli canlısı fokun neslini sürdürmesi için gereken çalışmaların elbirliğiyle sürdürülmesi.
* Levent Konuk, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı