YÜKLENİYOR ...

























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Denize ve güneşe özlem duyanların, kendilerini doğanın dinlendirici kollarına bırakmak için sabırsızlanan şehir kaçkınlarının olduğu kadar kültür ve tarih meraklılarının da vazgeçilmez mekânıdır Fethiye. Ege ile Akdeniz'in birbiriyle kavuştuğu suların kıyısında güneyin en güzel körfezlerinden biri, Fethiye Körfezi uzanır. Fethiye'nin antik çağlardaki adı, Finike kralı Agenor'un kızıyla tanrı Apollon'un oğulları Telmessos'dan gelir. Kent, Likya ülkesinin oy hakkı bulunan altı önemli üyesinden biridir. Tarihî doku kentin hemen her köşesinde göze çarpar. Yamaçtaki görkemli Likya kaya mezarları kentin simgesi haline gelmiştir adeta. Osmanlı döneminde 'Uzak Diyar' anlamına gelen Makri (Meğri) adıyla anılan kent, 1914 yılında şehit pilot Fethi Bey'in anısına bugünkü adını alır. Fethiye’nin sunduğu tüm güzelliklerin tadına doyabilmek için bir gün bir koyda, bir gün mavi yolculuk teknesinde, bir başka gün doğanın içine gizlenmiş vadilerde ya da antik yerleşimlerde bulursunuz kendinizi.

Sayfa 1/6


























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Önce kentin içinden keşfe başlamak isterseniz, batıya doğru uzanan dört kilometrelik Çalış Plajı tatlı esintisi ile sörf yapmak isteyenler için ideal bir yerdir. Sonra günlük ağaçlarıyla çevrili İnlice Koyu, kızılçam ağaçları arasına saklanmış Katrancı ve Kargı koyları gelir. Şehrin doğu tarafında çam ormanlarıyla bezenmiş cennet koylar, Karagözler, Kalemya, Boncuk ve Turunç bekler. Karadan sıkılıp Akdeniz'in kollarında mavi yolculuk mu yapmak istiyorsunuz? Durmayın, siz de tur teknelerinden birine atlayıp düş yolcusu oluverin. Dalgaların süslediği yol, körfeze açılan bir kapı vazifesi gören Şövalye Adası'nı geçip Kapıdağ Yarımadası ve İblis Burnu ile çevrili Fethiye Körfezi'ne doğru uzanır. Güneşin denize yoldaşlık ettiği rota 'Oniki Adalar' diye de anılan Yassıca, Tersane, Göcek, Domuz, Zeytin, Kızıl adaları ile Yavansu, Bedri Rahmi, Göbün, Boynuzbükü, Sarsala ve Hamam koylarıyla devam eder. Sonuncu koyda kısa bir yürüyüşle Lydae antik kentini dolaşabilirsiniz.

Sayfa 2/6


























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Gemiler Adası'na, Gemile Koyu'ndan küçük bir sandalla veya Fethiye merkezden alacağınız bir tekne turuyla ulaşabilirsiniz. Aya Nicola adıyla da anılan adada erken Hıristiyan dönemi ve Bizans devrine ait yapı kalıntıları ilgi çekicidir. Tepedeki saray ve aşağıdaki kilise arasında uzanan 500 metrelik tünel, adadaki kalıntıların en önemlilerindendir. Kentin altı kilometre dışında, Ölüdeniz yolu üzerindeki Hisarönü ve Ovacık beldeleri konaklama, alışveriş ve eğlence merkezidir. Burada rastlayacağınız 'Likya Yolu, Fethiye-Antalya 509 km' tabelası sizi şaşırtmasın. Bu yol ülkenin en uzun trekking parkurudur ve daha çok yabancı turistler tarafından tanınmaktadır. Kendinize bir parça güveniyorsanız, size nefis manzaralar sunacak olan patikada kısa bir etap yürüyebilirsiniz. Sarayın gümüş koleksiyonunda az sayıda eser kalmasının nedeni, Osmanlı devrinde savaşlar ve cülus bahşişleri nedeniyle para kalmadığında, akçe basılması için zaman zaman hazineden hurda altın ve gümüş eşya seçilmesiydi.

Sayfa 3/6


























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Günümüzde sergilenen gümüş eserlerin çoğunluğunu padişahlara sunulan hediyeler meydana getiriyor. Bayramlar, tahta çıkış, elçi kabulleri gibi törenlerde hanedan üyeleri, saray ileri gelenleri ve zengin kişilerin padişahlara gümüş hediyeler getirmesi bir gelenekti. Koleksiyonda bulunan Avrupa gümüşleri ise Avrupa devletlerinin elçileri tarafından sunulan hediyeler ve satın alınan eserlerden oluşuyor. Bunların içinde Fransız gümüşleri çoğunlukta. Osmanlı'nın doğaya ve çiçeklere olan sevgisini, gümüş eserlerin üstündeki bezeme ve motiflerden de anlamak mümkün: 16. yüzyılda erken Osmanlı sanat eserlerinde görülen kıvrımlı dal ve Uzakdoğu kökenli hatayi çiçekler, rumiler gümüş eserlere de uygulanırdı. Ve Ölüdeniz... Fethiye'nin incisi... 'Tanrının dünyaya armağan ettiği cennet' olarak da anılan Belcekız Koyu'ndaki bu eşsiz lagün, merkeze sadece 14 kilometre uzaklıkta. Yosunsuz berrak bir deniz, denize doğru bir dil gibi uzanan bembeyaz kumsal, Babadağ'ın ve çam ağaçlarının gölgesinin düştüğü kıpırtısız duru bir su…

Sayfa 4/6


























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Turkuvazdan derinlere doğru laciverde dönüşen, hava durumuna göre araya mavi tonlar serpiştiren sudan bir renk paleti... Mavinin büyüsünden kurtulup ufka baktığınızda, sizi düşsel bir yolculuğa çağıran gökyüzüne yayılmış rengârenk paraşütler girer manzaraya. Siz de sahildeki acentalara rezervasyonunuzu yaptırdıktan sonra deneyimli pilotlar eşliğinde dünyanın yamaç paraşütüne en uygun üç noktasından biri olan Babadağ'ın zirvesinden süzülüp doyumsuz manzaranın seyrine dalabilirsiniz. Turkuvaz gerdanlığı ile Ölüdeniz lagünü, Ölüdeniz'in altın rengi hilalinin arkasındaki hayalet adalar, Belcekız Koyu, Gemiler Adası, Fethiye Körfezi'nin adeta bir göl halindeki silueti... Ölüdeniz’den ayrılmadan önceki son durağınız denizden tekneyle ulaşılan Kelebekler Vadisi olacaktır. Arkasını Babadağ’a yaslayan 400 metrelik vadi duvarları arasına sıkışıp kalmış, beyaz köpüklü dalgaların çakıl taşlarını dövdüğü küçük kumsalda, yalnızlığın huzurlu sessizliğini bulacaksınız.

Sayfa 5/6


























Akdeniz’in turkuvaz gerdanlığı FETHİYE
2003 / EYLÜL

Dünya gezginlerinin buluşma yeri olan bu vahşi koyda, üzeri saz kamışlarla kaplı çardaklar dışında bir yapıya rastlayamazsınız. Vadinin içine yapacağınız kısa gezide beyaz-pembe zakkumlarla öpüşen kaplan kelebekleri, ilk şelaleye kadar size eşlik edecektir. Yaklaşık 60 metreden dökülen ikinci şelaleye ulaşmak fazladan dikkat ve efor gerektirir. El değmemiş bir cennet görünümündeki vadide sırtınızı denize verip sağ taraftaki yer yer kaya tırmanışı gerektiren patikayı izlerseniz, yarım saatlik bir yürüyüşle Faralya'ya çıkarsınız. Üçgen bir vadinin denizle kucaklaştığı gözalıcı manzara görülmeye değerdir. Yılın her mevsimi ayrı güzelliklerin sergilendiği bu kıyılarda renklerden turkuvazı seçip yaşamak isterseniz yüreğinizi buralara bırakıverirsiniz. Likya uygarlığının destansı özgürlük ruhu soluk alıp verir denizin mavisinde; antik kentlerin, derin kanyonların, dağlardan akan buz gibi şelalelerin ortasında dünyanın en güzel düşlerinden birini görürsünüz.

* Ersin Demirel, yazar.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı