YÜKLENİYOR ...

























Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL

Nemrut Dağı'nın zirvesinde rüzgârın uğultusu başımı döndürürken, Kral Antiokhos ve tanrıların yanı başından Mezopotamya'yı seyrediyorum. Sayısız kıvrımlarla süregiden boz tepeler, vahayı andıran ağaçlıklı düzlükler, ekili araziler, gümüşi pınarlar var karşımda... Aklıma bir yerlerden okuduğum Zen deyişi takılıveriyor: "Hiçbir şey yapmadan sakince otururken ben / Bahar gelir ve otlar büyür kendiliğinden". Yüzlerce yıl boyunca 'göksel tahtlarında' sükûnetle Mezopotamya'yı seyrettiler. Pek çok bahar geçti üzerlerinden ve pek çok savaşın da tanığı oldular. Zaferler, çöküşler gerçekleşirken kıpırtısız, sessizliklerini korudular. Ve nihayet akıp giden zamanın acımasızlığına onlar da direnemedi. Taş bedenleri devrildi ve çoğu toprağın altında uzun sürecek uykulara yattı. Ta ki 1881 yılında Alman demiryolu mühendisi Karl Sester onları bulana dek. Ve böylelikle bir uygarlık daha gün ışığına çıktı; MÖ 162-MS 72 yılları arasında, bugünkü Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep topraklarında hüküm süren Kommagene Krallığı.

Sayfa 1/6


























Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL
Doğu ile Batı, yani Roma İmparatorluğu ile Pers Krallığı arasında, efsanevi Fırat Nehri'nin kıyısında sıkışmış bir devlet. Ve bu uygarlığa en parlak günlerini yaşatan bir kral (MÖ 69-36), Kommagene Kralı I. Mithradates Kallinikos ile karısı Laodike'nin oğlu I. Antiokhos, sureti ile ismini taşlara ve tarihe kazıdı. Kökeni baba tarafından krallar kralı Dareios'a, yani Perslere, ana tarafından da Büyük İskender'e, yani Makedonlara dayanan Antiokhos, Doğu ile Batı'yı genlerinde taşıyordu. Doğu ile Batı'yı uzlaştırmak, farklı kültürlere sahip halkları birleştirmek, bir kültür reformu yaratmak istiyordu. Kendini tanrı mertebesine yükseltti ve Anti-Toros dağ silsilesine bağlı Ankar Dağları'nın içindeki Nemrut zirvesine (2206 m), kayaları oyarak bir mezar odası yaptırdı. Sonsuza dek huzur içinde yatmak istediği kutsal mezarının bulunduğu yeri 50 metre yüksekliğinde, milyonlarca aynı büyüklükte kireç taşından oluşturulan dik bir tepe ile örttü. İşte, bu tümülüsün doğu ve batı teraslarına ise tanrıların ve kendisinin tahtta oturan heykellerini diktirdi.
Sayfa 2/6


























Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL

Her biri 7-8 ton ağırlığında büyük taş bloklardan oluşan 9-10 metrelik heykeller... Doğuda da, batıda da aynı sıralanışla oturan, 'doğu'ya ve 'batı'ya da yüzü dönük, adları hem Yunan, hem Pers isimleriyle tanımlanan tanrılar... Diziliş sırasıyla, Tanrı-Kral olarak Antiokhos, ülkenin Ana Tanrıçası Kommagene, tam ortada Baştanrı Zeus-Oromasdes, Apollon-Mithras ve Herakles-Artagnes. Heykel sırasının sağ ve sol yanlarını ise yeryüzündeki gücü simgeleyen, hayvanlar kralı aslan ile göksel gücü simgeleyen, tanrıların habercisi kartal figürleri ile çevreletti. Ve Anthiokos her iki terastaki tahtların arkasına Helenistik üslupla 'vasiyetname'sini kazıttı. Türkçe'ye Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından kazandırılan 237 satırlık bu kült yazıtta okura şöyle seslendi: "İşte, gördüğün gibi, tanrılara gerçekten layık oldukları bu heykelleri diktirdim: Zeus Oromasdes'in, Apollon Mithras Helios Hermes'in, Artagnes Herakles Ares'in ve her şeyi besleyen vatanım Kommagene'nin heykelleri. Aynı taştan ve aynı tahtlar üzerinde duaları işiten tanrıların yanına kendi heykelimi de koydurttum.

Sayfa 3/6





























Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL

Böylece ulu tanrıların ezeli saygınlığını kendi genç bahtıma çağdaş kıldım." Bugün her iki terasta da taş bloklar çevreye dağılmış durumda. Kültür Bakanlığı denetiminde ve Uluslararası Nemrut Vakfı sorumluluğunda yürütülen restorasyon çalışmaları ile doğu terasındaki heykellerin başları, düştükleri yerden kaldırılarak kendilerine ait tahtların önünde yerlerini aldı. Batı terasındaki heykeller dizisinin kuzey ucunda kralın tanrılarla el sıkışmasını gösteren kumtaşı kabartmalar ile gövdesinde 19 yıldız, boynunda hilal biçimli ay taşıyan dünyanın en eski aslanlı horoskobu da restorasyon altında... Tanrıları tahtlarında bırakıp Kommagene bölgesindeki diğer kutsal alanlara doğru yol alıyoruz. Bunlardan biri de Karakuş Tümülüsü. Antiokhos'un oğlu II. Mithradates tarafından kraliyet ailesinin kadınları için yaptırılan tümülüsün önündeki anıtsal kartal figürü karşılıyor bizi. Adını bu kartaldan alan Karakuş Tümülüsü'nden bakınca karşıdaki dağ silsilesi arasından Nemrut'un sivri tepesi görülebiliyor.

Sayfa 4/6





























Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL

Tümülüsü ardımızda bırakıp Roma döneminden kalma (MS 198-200), her iki yöndeki girişinde iki sütun bulunan, tek kemerli, zarif Cendere Köprüsü'nden geçerek Yeni Kale'ye yöneliyoruz. Kahta'ya 26 kilometre uzaklıkta bulunan Yeni Kale'de Antiokhos'un zamanına dair eserler yok; kalenin içindeki Arapça yazılar 13. yüzyıl Memluk dönemine ait. Antiokhos'un, babası Mithradates Kallinikos için yaptırdığı anıt mezar son durağımız. Mithradates daha ölmeden Eski Kahta Kalesi'nin güney yamacında, Arsemia antik kentinde kendisi için bir anıt mezar yaptırmıştı. Oğlu da Arsemia'ya büyük bir kaya yazıtı koydurdu. Bu yazıta ve heykele zamanın tören yolu olan bir patikayı tırmanarak ulaşıyoruz. Bizi dev boyutlarda bir heykel karşılıyor: Güneş Tanrısı Mithras-Helios. Mağarayı geçip yolu takip ederek Antiokhos ile tanrı Herakles'in el sıkışmasını gösteren stele ve onun altındaki uzun yazıta ulaşıyoruz. Yazıtın bulunduğu yerden sonunu göremediğimiz bir tünel başlıyor.

Sayfa 5/6









































Nemrut’un ebedi sakinleri…
2003 / EYLÜL

Nemrut'un zirvesindeki tapınaksal mezarda da kazılar yapan Dörner ve ekibi tarafından ortaya çıkarılan bu anıt 3.5 metre yüksekliğinde... Dönüş yolunda, dağların arasından yükselen zirve gözüme çarpıyor. Öyle kendini gösteren, öyle belirgin bir zirve ki bu... Sanki ‘dağın üzerine binmiş bir dağ gibi’. Ve ‘tahtına bağlı krallığı tüm tanrıların ortak yurdu yapan’ Antiokhos’un genç yüzü olanca sükûneti ile beliriyor.


* Bahar KALKAN

Sayfa 6/6





























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı