YÜKLENİYOR ...

























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
Kasımpaşa'da, Haliç sahilinde kurulu Aynalıkavak ya da orijinal adıyla Tersane Sarayı, İstanbul'un Topkapı ve Üsküdar saraylarından sonra en büyük yapısıydı. İnşaasına Sultan I. Ahmed'in emriyle 1613 yılında başlanan saray, III. Selim devrine kadar yapılan binalar ve ilavelerle zamanla genişletildi. Fetih'ten Yavuz devrine kadar Haliç kıyısından Okmeydanı'na doğru Kasımpaşa sırtlarını büyük bir koru kaplıyordu. Bu koru Fatih Sultan Mehmed'in en sevdiği yerlerdendi ve buraya sık sık gelir, Otağ-ı Hümayun'u kurdurarak, Okmeydanı'nda ok atışları yapardı. Yavuz Sultan Selim zamanında sahildeki araziye tersane kurulunca, koru da 'Tersane Bahçesi' diye anılır oldu. Hükümdarların eğlence yeri olması dolayısıyla da 'Hasbahçe' denildi ona. O dönem tarihçilerinin kayıtlarından kasrın yanında ayrıca bir çiçek bahçesi tanzim edildiğini, devrin ileri gelenlerinin bu bahçeye pek çok çiçek soğanı ve fidan hediye ettiğini öğreniyoruz.
Sayfa 1/6

























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
Daha sonra 'Lale Devri' diye anılacak olan III. Ahmed döneminden önce Osmanlı bahçe tanzim sanatının bir örneğiydi, Tersane Bahçesi. Bu dönemi yaşamış ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi, Tersane Sarayı hakkında şunları yazıyor: "Hasköy'de leb-i deryada Tersane Bahçesi padişahlara mahsustur. Osmanlı öncesinde de krallara mahsus bağ imiş. Fetih'ten sonra Fatih Sultan Mehmed geçici çadırını burada kurdurup yeni düzenlemelerini yapmış. Fermanı ile kasır ve hamam, sofalar, havuz ve şadırvan yapılmış. Satrançvari düzende on iki bin servi ağacı dikilmiş. Bu ağaçlarından dolayı bu bağa güneş girmez. Bu bağın şeftalisi ve kayısısı pek memduhtur. Bağın bir bahçe ustası ve 300 çırağı vardır ki hizmet ederler. Hünkârlara mahsus kayıkhaneler vardır.
Sayfa 2/6

























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
Padişah yeni saraya (Topkapı Sarayı) veya gayri bir yere gitmek isterse, kayığın arkasındaki cevahir kubbe altında, mücevherli taht üzerinde, Haliç'in iki yakasındaki kat kat yalıları, bağ ve bahçe ve tersaneleri seyrederek giderler. Bu bahçede bir de has ahır vardır. Okmeydanı'na cirit oynamaya giderler." Tersane Sarayı'na sık sık giden hükümdarlardan biri de IV. Mehmed'di. Kasır bu sırada (Mart 1677) bir yangın geçirmiş ve padişahın fermanıyla tamir edilmişti. Dönemin kayıtlarında, 1679 Şubatı'nda Polonya seferinden dönen IV. Mehmed'in İstanbul'da üç gün, üç gece süren donanma ve şehir şenlikleriyle karşılandığı, bu münasebetle Haliç'te kayıklarla büyük bir esnaf alayı düzenlendiği anlatılıyor. İstanbul esnafı kiraladıkları kayık ve mavnaları birbirine çattırıp üstüne köşkler yaptırmış ve Galata önünden başlayıp çeşitli oyunlar oynayarak kayıkları Tersane Sarayı önünden geçirmiş; padişah da bu alayı kafesli köşkten seyretmiş.
Sayfa 3/6

























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
Tüm bu eğlencelere sahne olan Tersane Sarayı, arka tarafta set set yükselen bahçeleri ile çok geniş bir alana yayılıyordu. Haliç'ten bakınca bütün daireleri görülürdü. İki katlı olan harem dairesinde, alt katın önünü baştan başa bir camkân örtüyordu. Üzeri kiremit kaplı, bu büyük yapının bir hamamı, kameriyesi ve fıskıyeli havuzu vardı. Deniz tarafında üzeri kurşunlu Namazgâh Köşkü, bundan sonra sarayın camisi geliyordu. Caminin yanında hamamlar, kızlarağası dairesi, hazinedar ağa ve maiyetlerinin daireleri, acemi ağalar koğuşları ve hademe odaları geliyordu. Tersane Sarayı'nın 'Aynalıkavak Sarayı' adını alması, III. Ahmed zamanına, 1718'ten sonraya denk düşüyor. Bu tarihte Venedik Cumhuriyeti ile Pasarofça Anlaşması imzalanmış; Venedik Cumhuriyeti de Osmanlı padişahına hediye olarak gayet büyük ve güzel Venedik aynaları göndermişti.
Sayfa 4/6

























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
III. Ahmed de bu 'kavak kadar uzun endam aynaları'nı Tersane Sarayı'nın çeşitli odalarına koydurttu. Aynaları yüzünden dillere düşen saray halk arasında 'Aynaları Kavak Sarayı', 'Aynalıkavak Sarayı' diye anılır oldu. Aynalıkavak Sarayı, III. Ahmed'ten sonra, bir zaman, padişahların ilgisinden mahrum kaldı ve yıprandı. Nihayet I. Abdülhamid'in sadrazamı Koca Yusuf Paşa'nın gayretiyle yeniden onarıldı. I. Abdülhamid'den sonra tahta çıkan III. Selim'in ilk saltanat yıllarında saray, bir tamirattan daha geçti. Fakat III. Selim bu sarayda ancak bir bahar geçirdi. Kırım'ın Rusya tarafından ilhakının Osmanlı İmparatorluğu tarafından onayını içeren Ziştovi Anlaşması'nı (1791) burada imzalayan III. Selim, büyük bir üzüntü içinde kasrı terk ederek Beşiktaş sahil sarayına çekildi.
Sayfa 5/6


























Tersane Sarayı’ndan günümüze Aynalıkavak Kasrı
2003 / EYLÜL
Bu olaydan sonra Aynalıkavak'a bir hüzün çöktü ve bir daha tamir edilmemek üzere kendi haline terk edildi. Daha sonraki yıllarda Kasımpaşa Tersanesi, Küçük Hüseyin Paşa'nın gayretiyle genişletilirken sarayın binaları da kısım kısım yıktırılarak tersane sahasına katıldı. 1802-1803 arasında da son izleri kaldırıldı. Günümüze sadece III. Selim'in yaptırdığı Hasbahçe Köşkü kalabildi. Ziyarete açık olan ve Türk Müziği Araştırma ve Çalgı Müzesi'ne ev sahipliği yapan köşk, bir zamanki Haliç'ten bizlere bir şeyler söyler gibi.

* Ali Konyalı, fotoğrafçı, kültür ve sanat araştırmacısı.
Sayfa 6/6
Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı






























Bir sonraki konu başlığı