YÜKLENİYOR ...

























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

Telkırmalı örtü tüm işlemeler içinde gümüş ışıltısıyla kendini hemen fark ettirir. Bartın nehrindeki balıklar kadar pırıltılıdır, sonra mağrurdur, elinize alınca hiçbir iplikten beklemediğiniz bir ağırlık hissedersiniz; gümüş tellidir çünkü… Bu yüzden Bartınlı kadınların başına örtü olur, yel onu üfüremez; omuzlara şal olur, sağa sola kaymaz ve zamanla o kadar sevilir ki cüzdan, mendil, sigaralık, gece çantası olur. Evlerde masaların, sehpaların üzerine yayılır; perde olur, sabah ışığına karışır. Telkırma işinin Bartın'da 17. yüzyılda başladığı bilinmekte. Hazır dokumalar tüm hayatımızı kaplayana kadar Bartınlılar giysilerinin ve tüm örtülerinin bezlerini evlerindeki el tezgâhlarında üretirmiş.

Sayfa 1/6


























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

Tabii ki keten ekip işleyerek. Tarlalara ekilen ketenler olgunlaşınca kökünden sökülüp pırasa demetleri gibi bağlanır, bu demetler güneşte iyice kurutulduktan sonra, ırmağın içine kazık çakılarak bütün köyün keteni bu kazığa bağlanırmış; üzerine konan taşlar ise selin ketenleri sürükleyip götürmemesi için… Bu işlem ıslanan ketenin içinin çürümesini sağlıyor, iplik bitkinin dış yüzeyinden üretilecek çünkü. Bağlar yeniden kurutulunca, sıra imece usulüyle bütün keteni tahta tokmaklarla dövüp, çürüyen iç kısımlardan arındırmaya geliyor. Mengelez denen aletten ve demir taraklardan geçirilen keten çıkrıkta, o da yoksa örekede eğrilip ip halini alır. Çileler ırmağın yanına açılmış insan boyundaki kuyulara gömülür, üstlerine odun külü konur, bir hafta boyunca kazanlarda kaynatılan sular dökülür bu yığının üzerine. Kirli su kuyunun altına daha önce açılmış bir kanaldan ırmağa doğru ilerler.

Sayfa 2/6


























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

Kuyudan çıkan ise bembeyaz, yumuşacık, Bartın'ın bütün köylerindeki el tezgâhlarında dokunacak çilelerdir. Top top keten bezler evin bütün kumaş ihtiyacını görür, üzerlerine telkırma yapılarak kızların çeyizlerini süsler ve aradan geçen uzun yıllara rağmen telkırma işi hâlâ sandıklardan çıkan ketenlerle tıpkı eski günlerde olduğu gibi sürdürülür. Keten bez, bakır üzerine gümüş kaplama tel, Bartın'da üretilen sadece bu iş için kullanılan el yapımı iğne ve usta eller birleşir. 'Kaymak Tabağı' bir yıldızı gözetir, 'Sarhoş Sokağı' adı gibi yalpalaya yalpalaya yürür, işleyen için son derece zorlayıcı, karışık bir motiftir, 'Kemer Köprü' adını Bartın'ın ünlü köprüsünden alır. Bartınlı ninelerin anlattıklarına göre neredeyse bir yüzyıl önce Bartın'a Ağustos'ta kar yağmış. Bunun üzerine o güne kadar örtünün dört köşesini süsleyen iri güllerin arasına kar tanelerine benzer telkırma taneleri işlenmiş.

Sayfa 3/6


























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

'Gülün Üzerine Kar Yağdı' motifi de böyle doğmuş. Adları bilinmeyen nice motifi var telkırma işinin. Hepsi doğadan alınmış, hayal gücüyle şekillenmiş desenler. Bartınlı genç kızlar, kadınlar kalplerine değdirmiş gümüş telleri, keten beze işlerken. Diyelim evin genç kızının yaptığı güzel elişleri hiç görülmüyor, kimse eline sağlık demiyor kendisine, o zaman genç kız işlediği çarşafın bir köşesine sitemle 'bu çarşaf ne güzel çarşaf' yazıyor eski harflerle. Eskiden sadece bakır telle işlenen keten bezler; yastık örtüsü (yastık kılıfı değil), yazma, çarşaf eteği; yağlık, allık diye de anılan, düğünlerde çeyiz olarak duvarları süsleyen peşkir olurlardı. Şimdilerde ise gördüğü yoğun ilgi nedeniyle giysilerin dışında, dekoratif süslemede de kullanılıyor ve keten bezlerin yanında, pamuklu bezlere, petek dokumalı tülün (cibinlik tülü) siyahına da işleniyor.

Sayfa 4/6


























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

Telkırma işinin özünü 'beze uyum' oluşturuyor. Dokuma, hiç makas kullanılmadan tel birbirine kırdırılarak ilerliyor. İşin öncesinde, desen çizimi, kopyalama gibi bir kolaylık yok, hatta kanaviçede olduğu gibi petek sayarak ilerleme de… En zorunu aklınıza getirin, yani dokumanın incecik ipliklerini sayarak motifi işlemeyi… Son derece dikkatli ve sabırlı olmalısınız, desenin bir yerinde bir ipliği atladınız diyelim, hatanız tüm zahmeti çektikten sonra ortaya çıkıyor, örtünün bütün köşelerini döndükten sonra, birleşmesi gereken motiflerin bir türlü kavuşamadığını görüyorsunuz. Tül ya da keten bez sadece telkırmayla işlenebildiği gibi 'hesap işi', 'türk işi' denilen renk renk ipliklerle yapılmış işlemelerin içinde de görüyoruz telkırmayı. Amasra'nın Çekiciler Sokağı'nı gezerseniz sıra sıra dizilmiş dükkânların duvarlarını sandıklardan çıkmış bu çok değerli işlerin süslediğini görürsünüz. Hesap işinde işlemenin her iki yüzü de aynı görünüştedir, diğer bir deyişle ters, yüz diye bir şey yoktur.

Sayfa 5/6
 


























Gümüş ışıltılı Telkırma
2003 / EYLÜL

Bu yüzden işlemesi çok zordur, bugün çok daha kolay olduğu için aynı motifler kanaviçe olarak işlenip satılıyor. Zaten bugün hesap işini yapanlar “Eskilerin bilmediğimiz bir tekniği var, ne yaparsak yapalım onlarınki kadar güzel olmuyor” diyor. Bostan güzelleri, kara üzüm dalı, pençirede (pencere) güzellerin var, hıdrelez çırası, ikizler gibi adları var hesap işi ve telkırmanın birleştiği işlemelerin... Yolunuzu bir gün Bartın’a düşürün. Omzunuza telkırma bir şal atıp, her dem yeşil Bartın Nehri boyunca uzun bir yürüyüş yapın, eski bir çektirme ile göz göze gelin. Sonra Amasra’ya gidin ve bizden Karadeniz’in geceleri koynuna alıp sakladığı Amasra’ya selam söyleyin.

* Nezahat Turkan, yazar.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı