|
"...Bir kulübe yapacağım çamurdan çalı çırpıdan / Dokuz sıra fasulyem bir de bal peteğim olacak / Tek başıma yaşayacağım arı uğultuları arasında." Böyle diyor şair Y. B. Yeats, 'Göl Adası Innisfree' adlı şiirinde. Ama, çağımızda Robinsonculuk oynamak pek de uygun düşmüyor. O her gün yaşadığımız karmaşa, o balta girmemiş orman bizi evcilleştiriyor ve... Önce, ada okyanusun, öyle huyu suyu bilinmez denizlerin ortasında, bir başına olmasın diyor insan. Sonra, kendi adasını çeke çeke bildik, ılıman iklimli denizlere taşıyor. Civarında da komşuculuk oynayacak başka adalar olsun istiyor; özgürlük, mutluluk vaadi yine kendi oturduğumuz kentle sınırlı kalıyor. İşte, düşlerdeki o 'emin liman', Burgazada... Marmara'nın, İstanbul'un kıyısında. Hem adı, hem konumu verilen tarife tıpatıp uyuyor: İlkçağlarda, gemilerin sığındığı 'emin liman' anlamına gelen 'Panormos' denilmiş ona. Çünkü, doğusundaki Heybeliada (Halki) ile arasında genişliği ancak 600-700 metreye varan, sığ bir kanal var.
|