YÜKLENİYOR ...

























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

Haliç'e, Galata'ya, Boğaz'a, Asya yakasına ve Marmara'nın adalara doğru uzanan engin mavisine hâkim konumdaki bir tepeye kurulu Topkapı Sarayı, dünyanın en zengin hazinelerinden birini barındırıyor: Hazine-i Hümayun, yani Saray Hazinesi. Gümüş eserler koleksiyonu ise Fatih Sultan Mehmed döneminden günümüze gelen bu görkemli hazinenin ancak küçük bir bölümünü oluşturuyor. Büyük çoğunluğu 16. yüzyıldan itibaren 'Ehl-i hiref' örgütüne bağlı sanatçılar ve zanaatkârlar tarafından çeşitli formlarda yapılan gümüş eserler, sarayda ve saray dışındaki atölyelerde üretiliyor, çeşitli teknikler kullanılarak bir mücevher gibi süsleniyor, bazılarına elmas gibi değerli taşlar işleniyordu. Ehl-i hiref örgütünde çok sayıda kuyumcu çalışırdı. Pençik ve devşirme oğlanlar arasından seçilen bu zanaatkârlar, sarayın endrûnı teşkilatında hazinedarbaşının emrindeydi. Zamanla Ehl-i hiref örgütü dışında da sanatçılar yetiştirilmeye başlandı. Bunlara özel işler veriliyordu.

Sayfa 1/6


























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

İstanbul'da gümüş işleriyle uğraşan kuyumcuların eserlerinin kalite kontrolü ise saray tarafından yapılırdı. Saraydaki gümüş hazinesi içinde en erken tarihli eserler, Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) tuğralı yuvarlak tepsi ve tastır. Günümüze gelen gümüş eserler arasında hepsi birer sanat eseri olan III. Ahmed, II. Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz tuğralı leğen-ibrikler, gülabdan-buhurdanlar, yazı çekmeceleri, büyük şamdanlar, el şamdanları, mum makası, yemek sinileri, kahve tepsileri, Behice Sultan'a ait hasır örgü fincan zarfları, çıngırak oyuncağı ve su bardağı, tatlı takımları, lüle mangalları, şerbet güğümleri, aşurelikler, el, duvar ve yastık aynaları, elmas bezemeli Kuran kapları, fenerler, çerezlikler, iftariyelikler, mücevher kutuları, çeşitli formlarda kapaklı sahanlar ve çatal bıçak takımları gibi günlük ihtiyacı karşılamaya yönelik eşyalar sayılabilir.

Sayfa 2/6


























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

Koleksiyonda ayrıca, Sultan II. Abdülhamid'in (1876-1909) tahta çıkışının 25. cülus (tahta çıkış) yıldönümünde gelen gümüş hediyeler de bulunuyor. Osmanlı armalı, kitabeli, bazısı kıymetli taşlarla bezeli bu eserlerin en ilgi çekenleri arasında III. Ahmed Çeşmesi, İzmir Saat Kulesi, Şükran Gemisi gibi gümüş maketler de var. Sultan II. Abdülhamid döneminde İstanbul'a üç kez gelen Alman İmparatoru II. Wilhelm, ikinci ziyaretinin (1898) anısına Sultanahmet Meydanı'ndaki Alman Çeşmesi'ni yaptırır. 1901 yılında açılışı yapılan çeşmenin suyu, aşurelik formunda yapılan gümüş bir testiye konularak imparatora sunulur. Boyun kısmında kitabesi bulunan testinin bir eşi de bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergileniyor. Koleksiyonda, V Mehmed Reşad (1909-1918) dönemine kadar olan zaman içinde çeşitli form ve desenlerde üretilen gümüş eser örneklerini görmek mümkün. Ancak, Enderûn Hazinesi defterlerine bakıldığında tüm bu sayılanların dışında çok sayıda gümüş eşyanın da kayıtlı olduğu görülüyor.

Sayfa 3/6


























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

Sarayın gümüş koleksiyonunda az sayıda eser kalmasının nedeni, Osmanlı devrinde savaşlar ve cülus bahşişleri nedeniyle para kalmadığında, akçe basılması için zaman zaman hazineden hurda altın ve gümüş eşya seçilmesiydi. Günümüzde sergilenen gümüş eserlerin çoğunluğunu padişahlara sunulan hediyeler meydana getiriyor. Bayramlar, tahta çıkış, elçi kabulleri gibi törenlerde hanedan üyeleri, saray ileri gelenleri ve zengin kişilerin padişahlara gümüş hediyeler getirmesi bir gelenekti. Koleksiyonda bulunan Avrupa gümüşleri ise Avrupa devletlerinin elçileri tarafından sunulan hediyeler ve satın alınan eserlerden oluşuyor. Bunların içinde Fransız gümüşleri çoğunlukta. Osmanlı'nın doğaya ve çiçeklere olan sevgisini, gümüş eserlerin üstündeki bezeme ve motiflerden de anlamak mümkün: 16. yüzyılda erken Osmanlı sanat eserlerinde görülen kıvrımlı dal ve Uzakdoğu kökenli hatayi çiçekler, rumiler gümüş eserlere de uygulanırdı.

Sayfa 4/6


























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

16. yüzyıldan sonra ise Türk süsleme sanatına gül, karanfil, lale, sümbül, nergis gibi çiçekler konu olur. 17. yüzyıldan itibaren de Osmanlı sanatının çeşitli dallarında Batı etkisi görülür. Serviler, narlar madalyon içinde çeşitli çiçek buketleri kabartma olarak işlenir. 18. yüzyıl sonlarına doğru yapılan eserlerde iri kıvrımlı yapraklar, sepetlerde güller, çiçekli girlandlar, fiyonklar ve dikey yivlerle Türk rokoko usulü kendini hissettirir. 19. yüzyılda eserler küçük çiçekli dallarla süslü, zeminler kumlamadır. Klasik karanfil, çatlamış nar motiflerinin devam ettiği görülür. Diğer önemli bir motif, hasırörgü görünümü veren süsleme üstündeki yivli baklava şekilleridir. Motifler kabartma, delik işi, kazıma ve telkâri teknikleriyle yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda üretilen her türlü gümüş esere padişahın tuğrası basılıyor, 900 ayar olduğunu doğrulamak için ayrıca 'SAH' damgası vuruluyordu. Avrupa'dan ithal edilen gümüş eşyalarda ise tuğranın yanında, Avrupa ihraç damgası da bulunuyordu.

Sayfa 5/6


























Topkapı Sarayı Gümüş Hazinesi
2003 / AĞUSTOS

Topkapı Sarayı, 1924 yılında müze olduktan sonra da bağış ve satın alma yoluyla genişletilen koleksiyon, Osmanlı kültür ve sanatını yansıtması açısından da büyük önem taşıyor.

* Göksen Sonat, gümüş uzmanı ve sanat tarihçisi.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı