 |
Haliç’in sabaha bakan yüzü
|
 |
2003 / AĞUSTOS
|
 |
|
 |
 |
|
Şimdi biz bir kumru gibi dem çekmeyi bırakalım ve konduğumuz mezartaşından, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, Haliç'in sabah güneşi gören yüzüne, Cibali'ye doğru uçalım. Ayvansaray'dan, Balat'tan, Fener'den geçerek… Türk, Rum, Ermeni, Yahudi, Bulgar kimliğiyle caminin, kilisenin, sinagogun bir arada var olduğu, Osmanlı'nın görkemli dönemlerinde onunla birlikte zenginleşen, güç hangi toplumun eline geçtiyse onunla birlikte değişen kıyılardan… Haliç'e, 'Altın Boynuz' dedi Avrupalılar. Bunu bir efsaneye, ya da gün batarken Haliç'in sularının altın rengine dönmesine dayandırarak. Haliç'in suları sık sık altın rengine dönüyordu, bunun bir nedeni de bu kıyıların yaşamını değiştiren yangınlardı. İkonaların altın varaklarını aydınlatan mumların yapıldığı mumhanelerin, evlerde sabahlara kadar yanan zeytinyağı kandillerinin, meyhanelerin ya da tersanelerdeki kalafat malzemelerinin tutuşmasıyla suya düşüyordu alevin altın rengi. |
|
 |
|
 |
|
 |
|
|