|
Doğa, Balaban köyü girişinden itibaren çiçek, ot, ağaç, yaprak ve meyve kokusu yüklü taptaze havasıyla karşıladı bizi. Yolun her iki tarafı kır çiçekleriyle bezeli bir düşler tarlası sanki. Kimi evler ekin tarlaları ve meyve vermiş ağaçlar arasında kaybolup gitmiş. Doğa büyük bir sanatçı olduğunu ispat etmek için bu köyü seçmiş sanki. Hiç duraksamadan sahile inip Terkos Gölü'nden gelen rüzgârı, doğanın serin nefesini doya doya içimize çekiyoruz. Az ötede bir sandal. Yalnızlığıyla hüznü anlatıyor. Yüzölçümü 25 kilometrekare olan Terkos Gölü'nün en derin yeri on bir metre. Karadeniz ile arasında 100-150 metrelik kumulların bulunduğu gölün etrafı sazlıklarla çevrili. Burası balaban, küçük balaban, alaca balıkçıl, erguvani balıkçıl, gece balıkçılı, kocagöz, akkanatlı sumru, saz delicesi, leylek, pelikan, sakarmeke, çeşitli ördek ve kaz türlerinin de yurdu. Motorlu tekne ile gezilmesine izin verilmeyen gölde, olta ve ağ ile balıkçılık yapılıyor. Balık takımınızı getirdiyseniz, şansınıza sudak, yayın, alabalık, çapak, sazan, turna, kızılkanat, karagöz ya da kadifebalığı çıkabilir.
|