YÜKLENİYOR ...

























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Karayoluyla Antalya'dan gelişte, tepeden denizi ilk gördüğünüz anda, sanki denizle değil, usta bir ressamın elinden çıkmış bir tabloyla karşılaşırsınız: Yemyeşil bir yarımada, irili-ufaklı adalar ve koylar, bir taş atımlık mesafede Meis (Castellerizo) ve begonvillerle süslü balkonlu evleriyle Kaş... Kış aylarında kimsesiz sokaklarıyla sakin, yazın ise cıvıl cıvıl bir Akdeniz kasabası. Kaş, antik çağlardaki ismiyle Antiphellos, kıyılarından çıkarılan kaliteli süngeri ve yüksek dağlarından kesilen, gemi yapımında kullanılan sedir ağaçlarının ihraç edildiği önemli bir limanıydı Likya birliğinin. Ruhun ölümsüzlüğüne inanan ve bu yüzden ölümden korkmayan Likyalılar, mezar ve lahitlerin çoğunu kentleri süsleyen anıtlar olarak düşündüğünden, kent içinde bu inancın izlerini her yerde görebilirsiniz: Kaya mezarları, lahitler ve Uzunçarşı Sokağı'nın sonundaki görkemli anıt mezar bunlardan sadece birkaçı...

Sayfa 1/6


























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Kaş'ta, Çukurbağ yarımadası yolu üzerindeki 26 oturma sıralı Helenistik devre ait amfitiyatro da görülmesi gereken yerler arasında. Antiphellos ismi, orman yangın gözetleme kulesinin bulunduğu tepedeki Phellos antik kentinden kaynaklanıyor. Yunanca'da 'kayalık yer' anlamına gelen Phellos'a komşu olduğu için, 'kayalık yer karşısı' anlamında Antiphellos denilmiş yöreye. Sonraki isimleri arasında Habessos ve Andifli sıralanabilir. Bu küçük liman kenti, doğanın ve tarihin birlikte soluk aldığı eşsiz güzellikteki mekânları ile yüzyıllardır insanları cezbediyor. Limana bakan çay bahçelerinden birine oturup yorgunluğunuzu bırakıverin sandalyelere. Karşınızda Meis Adası... Yukarıdan bakıldığında bir 'göz'e benzeyen formuyla Kaş'a pek yakışır.

Sayfa 2/6


























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Denize yüzünüzü dönüp sağa doğru yöneldiğinizde, 'Yarımada' yoluna girersiniz. Gökyüzünde süzülen paraşütler ise Kalkan'dan Kekova'ya uzanan bir coğrafyayı içeren rüya yolculuğunun kahramanları. Kumsalı bulunmayan, sahil kesimi baştan sona kayalık olan bu beldenin yine de birçok yerinden denize girebilirsiniz. İster yol boyu kayalar üzerine inşa edilmiş taraça ve iskelelerde, ister Yarımada'da Hidayet'in Koyu'nda ve İnce Boğaz'da, isterseniz Küçük Çakıl ya da Büyük Çakıl plajında serinleyebilirsiniz. Limanağzı Koyu bir diğer seçenek. Kaş'ın en güzel plajı ise kuşkusuz Kalkan yolunun 18. kilometresindeki Kaputaş sahili. Kıyının 5-10 metre açığında birdenbire derinleşen, laciverde bürünen denizin gerçek sahipleri olan carettalar, mürenler, bölgeye özgü mor renkli deniz kestaneleri ise sualtında karşılar misafirlerini...

Sayfa 3/6


























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Kaş'ta sayısı onu bulan dalış okulları, tüplü dalışın her seviyesindeki konuklarını özenle ağırlar. Akşam, günbatımının o güzelim renklerini seyrettikten sonra, üstü ahşap cumbalı, mor-pembe-beyaz begonvillerle sarmaş dolaş eski evlerin sıralandığı Uzunçarşı Sokağı'na düşer yolunuz. Her tatilcinin zevkine hitap edebilecek dükkânların bulunduğu sokak, bir alışveriş merkezidir. Kaş'a kadar gelip de Kekova'yı görmemek olmaz. Durmayın, hemen atlayın altı camekânlı bir tekneye. Şimdi Bodrum müzesinde sergilenen MÖ 3000'lerde batmış şarap yüklü bir teknenin çıkarıldığı Uluburun ile başlayan yolculuk, Likya ülkesinin minik üyesi Aperlai antik kenti ile devam eder. Bir sonraki durak Akvaryum Koyu'dur. Kaptanın verdiği yüzme molasını sakın kaçırmayın. Artık Kekova'ya iyice yaklaştınız, Tersane Koyu sizi bekler. Manastır'ı ve koyun arkasında açık denize bakan kalıntıları mutlaka ziyaret edin. Ve Kekova... Nam-ı diğer Batıkkent.

Sayfa 4/6


























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Üç bin yıl önce bir deprem sonucu denize gömülen kentten günümüze kalanlar... Milli park ilan edilen alanda yüzmek ve dalış yapmak yasak. Ancak, ağır ağır ilerleyen teknenin camekânından kalıntıları görebilirsiniz: Suyun altından devam eden bir taş merdiven, denize gömülmüş amforalar, lahit ve duvar kalıntıları, sütunlar, atık suların boşaltıldığı bir kanal... Derken, teknenin burnu tam karşıdaki Kale'ye yönelir... Sırtını küçük bir tepeye yaslayan Kale, 4. yüzyılda Simena'nın Nekropol alanı üzerine kurulmuş. Bu nedenle soluk kırmızı kiremitli, beyaz badanalı, Akdeniz evlerinin vazgeçilmezi begonvil dolu bahçeleriyle eski evler, Likya lahitleri ile iç içe. Daracık sokaklardan yukarıya doğru tırmanmaya başlayın. Likya ülkesinin en küçük amfitiyatrosunda soluklanıp, bir ortaçağ kalesinin tepesine varırsınız nefes nefese...

Sayfa 5/6


























Mavi rapsodi Kaş
2003 / TEMMUZ

Ve yorgunluğunuzu unutturacak bir manzara seriliverir önünüze: Üçağız, Kekova Adası, Sıçak Yarımadası, uzaklarda Andriake Limanı, duru sularda yorgun tekneler, masmavi bir deniz, deniz içinde semerdan alınlıklı bir lahit... Denizin tuzlu nefesini koklayarak son durağa doğru devam eder tur. Keçiboynuzu ve zeytin ağaçları ile çevrili bir koyun arkasına saklanmış Üçağız'a (Teimussa) varır tekne. Sayısız Likya mezarıyla donanmış küçük bir balıkçı kasabasıdır Üçağız. Lahit mezarlar ve Kale manzaralı lokantalarında Akdeniz balıklarının tadına bakmayı ve keçiboynuzu pekmezi almayı unutmayın. Bir de pazarlık etmeyi... Kaş'la göz (Meis) arasında o güzelim maviliğe bırakın tüm sıkıntılarınızı. Akdeniz sizi avcunun içine almıştır artık, nasılsa tekrar geleceksiniz buralara. Günbatımlarının o muhteşem rengini içinize doldurun kaldığınız şehre dönerken...

* Ersin Demirel, yazar.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı