YÜKLENİYOR ...

























Sualtının kamuflaj ustaları
2003 / TEMMUZ

Savaş filmlerinde görmüşsünüzdür; askerlerin yüzü boyanır, miğferlere o bölgeden kopartılan ağaç dalları takılır, tankların üstü aynı şekilde ağaç dalları ile örtülür. Komando üniformalarında, kahverengi ve yeşil tonlarından oluşan dalgalı desenler kullanılır. Son zamanlarda televizyonlarda sık sık izlediğimiz askerler ise kahverengi ve yeşil yerine bej rengi üniformalar giyiyordu, çünkü bu defa savaş alanı ormanlık ve dağlık bölgeler değil, çöldü. Askerlikte kullanılan bu kendini gizleme tekniği aslında, hayvanların 'hayatta kalma' mücadelesinin taklit edilmesinden başka bir şey değildir. Hayvanlar âleminin sualtında yaşayan temsilcileri de kendi savunma mekanizmalarını geliştirir. Kimi, hızlı ve çeviktir; düşmanlarından kaçarak kurtulur. Kimi çok ağır hareket eder, ama zırhlı bir kabuğa sahiptir. Kimi, olduğundan farklı görünerek düşmanını korkutur. Bazılarının da zehirli iğneleri vardır. Kamufle olan bir hayvanı, doğal ortamında fark etmek çok zordur.

Sayfa 1/5


























Sualtının kamuflaj ustaları
2003 / TEMMUZ

Bu yüzden kamuflaj aynı zamanda çok önemli bir silahtır, çünkü bir yandan düşmanlarından gizlenirken aynı anda görünmez birer avcı olurlar. Hayvanların birçoğunda bulunan uzun süre hareketsiz kalabilme yeteneği, kamuflajla birleşince ortaya mükemmel bir savunma ve avlanma stratejisi çıkar. Büyük balık küçük balığı yutar. Tabii görebilirse... Bir balıktan çok bir sürüngene benzeyen uzun vücutlu, uzun kafalı, boru ağızlı deniziğneleri, Akdeniz'in en şaşırtıcı balıklarındandır. Rengini yaşadığı ortama uyduran deniziğnesi, denizçayırları ve yosunlar arasında taşlık zeminde yaşar. Syngnathus typhle, denizçayırlarının (Posidonia oceanica) arasına girince onu fark etmek neredeyse imkânsızlaşır. Vücut yapısı düşmanlarından hızla kaçmasına uygun olmadığı için, denizçayırları arasında hareketsiz kalarak tehlikenin geçmesini bekler. Denizçayırlarını taklit ederek, onların yeşilimsi rengini ve desenini alır, kafası yukarı gelecek şekilde adeta asılı kalarak durur. Avını kovalayamadığı için, kamufle olduğu ortamda onun iyice yaklaşmasını bekler.

Sayfa 2/5


























Sualtının kamuflaj ustaları
2003 / TEMMUZ

Sonra da ağzını vakum gibi kullanarak, 3-4 santimetre uzağındaki avını kendine çeker. Deniz kenarından veya bir tekneden sualtına bakıldığında, dip yapısının rengi yüzeyden daha koyu olduğu için, sualtı karanlık görünür. Ancak, sualtından yukarıya doğru bakıldığında, güneş ışığının ortamı aydınlatması nedeniyle sualtı daha berrak ve açık renktedir. Yukarıdan bakıldığında karanlığa, aşağıdan bakıldığında da aydınlığa uyum sağlamak isteyen balıkların birçoğunun vücudunun üst tarafı karınlarına göre daha koyu renktedir. Tıpkı sırtı koyu gri veya lacivert olup karnı gümüş rengindeki barrakudalar (Sphyraena sphyraena) gibi. Sürüler halinde dolaşan barrakudaların gövdelerinin yan tarafından aşağıya inen dikey çizgiler, aslanların saldırısından kurtulmak isteyen zebraların çizgileriyle aynı amacı taşır; düşmanı şaşırtmak. Horozbinaların en büyük türlerinden olan Parablennius gattorugine ise kovuklarda ve taş deliklerde yuva kurar. Sığ sularda avlanırken martılara yem olmamak için rengine uygun kalkerli yosunların (Corallina elongata) üzerinde, hareketsiz bekleyerek kamufle olur.

Sayfa 3/5


























Sualtının kamuflaj ustaları
2003 / TEMMUZ

Akdeniz'in en yetenekli kamuflaj ustaları, Scorpaenidae familyasına ait balıklardır. Sualtında kamuflaj denince akla ilk gelen türler, bu familyaya ait olan iskorpit ve lipsozdur. Taşlık alanlarda ve genellikle güneş görmeyen bölgelerde yaşayan lipsozları, sualtında fark etmek çok zor. Büyüklerine oranla daha zehirli olan küçük lipsozlar, dip balığı olduğu için neredeyse bütün gün hareketsiz yatarak avlarının yakına gelmesini bekler. İstedikleri anda vücutlarının rengini değiştirerek, adeta görünmez olurlar. Sualtı deyince hepimizin aklına balıklar gelir, fakat kamuflaj tekniklerini kullanarak hayatta kalma mücadelesi veren başka canlılar da var. Sualtında yaşayan en akıllı canlılardan biri olan ahtapot (Octopus vulgaris), aynı zamanda usta bir kamuflaj sanatçısıdır. Birden fazla kamuflaj tekniği kullanır: Renk uyumu, desen ve mimik taklidi. Ahtapot, derisinde bulunan kromatofor adındaki renk hücreleri sayesinde, arka plandaki oluşumların rengini ve desenini alır. Ayrıca bir ahtapotun rengi, onun o anki ruh halini de yansıtır: Derisi korktuğu zaman beyaz, kızdığı zaman kırmızı olur.

Sayfa 4/5


























Sualtının kamuflaj ustaları
2003 / TEMMUZ

Kamuflajın en basit yöntemlerinden olan arka plana uyum sağlama tekniği horozbina, yengeç ve tüplükurtlar tarafından kullanılıyor. Sualtında kamuflajın en etkili tekniği ise renk değiştirmek. Ani ortam değişiklikleri karşısında hızla rengini değiştirip ortama adapte olan sualtı canlılarının başında ahtapot, kalamar, iskorpit ve lipsoz geliyor. Tüm bu tekniklerin dışında bazı canlıların vücut yapıları ya da desenleri de, onların düşmanlarından gizlenmelerine yardımcı olur: Sürü halinde avlanan barrakudaların gövdelerindeki şeritler sayesinde büyük bir çizgi kümesi halinde algılanması; denizçayırlarına tıpatıp benzeyen vücut yapılarıyla deniziğnelerinin; incecik gövdeleriyle de deniz örümceklerinin süngerler üstünde adeta görünmez olması gibi. Yüzyıllar boyunca evrim geçiren canlıların çevreye uyum göstermesinin bir tek basit sebebi var: Yiyecek bulmak ve düşmanlarına yem olmamak. Bir başka deyişle hayatta kalmak...

* Levent Konuk, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı