YÜKLENİYOR ...

























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

Bazı kentler vardır, daha onları keşfetmeden önce sizi kendilerine hayran bırakırlar. Ustaca kullanılmış bir dille, zamanlar arasındaki yabancılığı ortadan kaldırır, sizi kendilerine doğru çekerler. Geçmiş zamanların kalıntıları arasında sizi başıboş bırakmaz, anlatırlar kendilerini. Bu anlamda şaşırtıcıdırlar. Çünkü bir bölümü ayakta kalabilmiş ya da ayağa kaldırılmış sütunlarla donatılı caddesi, mozaiklerle kaplı yıkık evleri, artık akmayan çeşmeleri, çevreye savrulmuş heykel parçaları, önünüze engel olarak çıkan binaların süslü taşları ya da yarısı yok olmuş kabartma sahneleri ve mezarlarıyla, kendilerini kalıntılar yığını olmaktan çıkarır, öykülerini tüm ögeleriyle birlikte tamamlanmış olarak size sunarlar. Antalya'nın yakınlarında, kıyıdan 11 kilometre içeride, Aksu Beldesi'ndeki Perge antik kenti de işte böyle bir yerdir. Daha başlangıç noktasında karşınıza çıkan anıtsal girişin sıradışılığı ve görkemi, kentin ihtişamının ilk habercisi olarak sizi hemen etkisi altına alır. Kapıyı koruyan Helenistik döneme ait iki dev kule şaşırtıcıdır.

Sayfa 1/6


























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

Hiç harç kullanılmadan yapılmış kulelerin aradan 2000 yılı aşkın bir süre geçmesine karşın ayakta kalabilmiş olmaları bir sürpriz gibidir. Ötesi, çağdaşlarına göre alışılmadık bir formdadır. Yuvarlak kuleleri ve oval avlusuyla o, Anadolu'da pek benzeri olmayan bir girişe sahiptir. Ama Perge yalnızca bu özellikleriyle karşılamaz ziyaretçiyi. Kim olduğunu da söyler. O, tanrısallaşmış Tacitus (MS 3. yüzyıl) tarafından geçici olarak Roma İmparatorluğu'nun başkenti yapılmıştır. Agoranın yanı başındaki, Tacitus Caddesi olarak isimlendirilen ve sütunları bugün orijinal konumlarında yeniden ayağa kaldırılan yolda bulunmuş bir yazıt aracılığıyla dillendirir öyküsünü: "Eskiden beri Pamfilya yurdunun başkenti idim. Zeus Tacitus tarafından ise metropol yapılmış bulunuyorum. Ünlü hükümdarlardan biri beni 'kentlerin başı' diye ünlemiş idi. Şimdi ise Asya'nın Efes'i örneği ana kent görünümündeyim... Benim nezdimde oturan tüm Pamfilyalılar başrahibidirler artık Tanrı Tacitus'un.

Sayfa 2/6


























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

" Okuyucu, 'müstesna', 'dost ve müttefik' gibi, başka imparatorlarca da atfedilen unvanlarla kendini tanıtan kente, aynı yerde ele geçen başka bir yazıtla karşılık verir: "Varol sen Perge! Tek dokunulmaz yurt sensin. ...Varol sen Perge! Kutsal sancakla ünlenmiş kentsin sen... Agoraların başısın... Asla sahtelik yoktur işinde. Çünkü bütün bu haklara sen Roma Senatosu kararıyla eriştin." MS 2. ve 3. yüzyıllarda en parlak dönemlerini yaşayan kent, gerçekten de Roma imparatorlarınca bahşedilen imtiyazları kanıtlar. Tiyatro, stadyum, agora, hamamlar, çeşmeler ve sütunlu caddeler gibi hemen hemen tüm yapılarıyla ayakta olan kent, görkemi ve ender rastlanılan özellikleriyle çarpıcı bir görünüm sergiler. Özellikle, anıtsal girişten yüksek bir tepede yer alan Akropolis'in eteklerine dek uzanan sütunlu ana cadde, bugün antik dünyadan geriye kalmış Anadolu'daki en gösterişli caddelerden biri olarak öne çıkar. Her iki yanı boylu boyunca mozaiklerle kaplı cadde, Anadolu'da bir eşi daha olmayan ilginç bir özelliğiyle de dikkat çeker: Ortasından geçen su kanalıyla...

Sayfa 3/6


























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

Yolla birlikte, akropolise geçit veren anıtsal bir çeşme-kapı kompleksiyle sonlanan bu su kanalı ve sütunların yarattığı etki öylesine güçlüdür ki, aradaki zaman farkı ortadan kalkar, izleyici tüm canlılığıyla sergilenen geçmişle baş başa kalır. Anadolu antik Roma mimarisinin en etkileyici örneklerinden sayılan tiyatrosu ise, sahne cephesini süsleyen sütunları, heykel nişleri, her üç katında ayrı bir mitolojik öykünün ustaca sahnelendiği kabartmaları, ince bir zevki ve işçiliği sergileyen bezemeleri ve farklı tipteki alınlıklarıyla olağanüstü bir zenginlik gösterir. Buradan çıkarılan tanrı, tanrıça ve imparator heykelleri de kentin bir başka önemli yanını yansıtır: Heykeltıraşlık okulu. 1987 yılına kadar yapılan kazılar sırasında azımsanmayacak sayıda, üstelik çoğu tüm olarak ele geçen yüksek kalitedeki 47 heykel, Pergeli ustaların eriştiği sanatsal düzeyin göstergesi olarak kabul ediliyor. Perge kazılarını yürüten İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu, henüz bir atölyenin bulunmamasına karşın, heykel ve lahitlerin çok nitelikli olmasının,

Sayfa 4/6


























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

kentte bir heykeltıraşlık okulunun varlığına işaret ettiğini belirtiyor. Eserlerin, dönemin Roma sanatını tüm yönleriyle çok güzel yansıttığını vurgulayan Abbasoğlu, Perge'nin Afrodisias'tan sonra gelen Anadolu'daki en önemli heykeltıraşlık okuluna sahip olduğunu ifade ediyor. Son derece zengin bir çeşitlilik gösteren nekropolü, 4 anıtsal çeşmesi, takları, özellikle 27 heykelin çıkarıldığı anıtsal kapının yakınındaki hamamı ve daha birçok yapısıyla Anadolu'daki Roma imparatorluk dünyasına ışık tutan Perge'de, son yıllarda gerçekleştirilen en önemli keşiflerden biri, kentin tarihinin bilinenden çok daha geriye gitmesi. Akropolde başlatılan yeni bir proje kapsamında gün ışığına çıkarılan bazı buluntular, kentin MÖ 3. ve 4. binlerde yerleşim gördüğünü kanıtlamış. Elde edilen bu sonucun Yunan ve Roma dönemleriyle sınırlı kalmış kent tarihi açısından çok önemli olduğunu belirten Abbasoğlu, Perge'nin yaratılış efsanesinin geçerliliğini artık yitirdiğini vurguluyor: "Efsaneye göre kent, Troya savaşından dönen Argoslu (Yunan) yedi kahramanın öncülüğünde kurulur.

Sayfa 5/6


























Pamfiya yurdunun başkenti Perge
2003 / HAZİRAN

Bölgeye de 'Tüm Kabileler' anlamına gelen Pamfilya adı verilir. Oysa şimdi biliyoruz ki, Perge bir Yunan kenti değil. Kolonistler, burada daha önce var olan yerli Anadolu halkıyla karşılaşmış." Efes kadar ünlü olan Perge Artemisi'nin MÖ 5. yüzyıla ait bir yazıtta 'Wanassas (Artemis) Preia (Perge)' şeklinde yerli Anadolu dilinde geçmesinin, kentin tarihine yönelik sonucu desteklediğini sözlerine ekleyen Abbasoğlu, Hititlerin başkenti Hattuşa'da bulunan bir bronz tabletteki Parha sözcüğünün Perge olarak nitelendirilmesinin de, kentin MÖ 13. yüzyılda, Akhaların (Yunan) gelişinden önceki varlığına işaret eden çok önemli bir bulgu olduğuna dikkat çekiyor.

* Nermin Bayçın, arkeolog.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı