İstanbul'a
efsanevi bir güzellik kazandıran Boğaziçi, gizli
saklı koyları, akıp giden kıyıları ve bitmez
sürprizleri ile her yaştan sevdalılarına sonsuz
bir davet sunar. Boğaziçi müdavimleri de bu
karşı konulmaz çağrıya onun için yazdıkları
şiirler, besteler, kıyılarına kondurdukları
konaklar, bahçeler, çeşit çeşit mezelerin süslediği
sofralar, şenlikler ve elbette en güzel anılar
ve sevda öyküleri ile karşılık verdiler çağlar
boyu. Boğaziçili olmak ya da Boğaziçi'ne gitmek
şehrin bir başka köşesinde yaşamaktan çok farklı
bir anlam taşımıştır her zaman. Doğa ile insanın
bu bitmez raksı, kendine özgü bir kültür ve
yaşam biçimi doğurmuş, Boğaziçililik kimliği
sunmuştur sakinlerine. Bu ayrıcalığın yansımaları
belki de en önce mimaride kendini göstermiş
ve Boğaziçi'nin doğası kadar alımlı yalılar,
saraylar, köşkler, kasırlarla süslenmiştir kıyılar,
yeşil yamaçlar. Boğaziçi mekânlarını bu denli
'insancıl' ve 'sıcak' kılan unsur ise içlerinde
kuruldukları eşsiz doğayla tam bir ahenk içinde
olmalarıdır kuşkusuz. Ahşap ve taş mimarinin
en güzel örneklerinin birbiriyle yarıştığı Boğaz
kıyıları ve sırtları,
|