| Bir zamanlar küçük çarşısı, camileri, ahşap evleri, yalıları, bağları, ayazmaları ve kiliseleriyle şirin bir köymüş Arnavutköy. Hoş kokulu çileğinin ünü de tüm İstanbul'a yayılmış. Küçük, pembe ve kokulu bir meyve veren Osmanlı çileğini Arnavutköy'de ilk kez 19. yüzyılda İpsilanti Ailesi üretmiş. Her yıl mayıs-haziran aylarında tarlalardan toplanan çilekler sepetlerle köy meydanındaki iskeleye indirilir, oradan pazarlanırmış. Bazı kaynaklara göre bugün Karadeniz Ereğlisi'nde yetiştirilen Osmanlı çileği, şu bizim meşhur Arnavutköy çileğinin akrabasıymış. Bir gün sepet içinde hediye olarak gelmiş, Karadeniz Ereğlisi'nde yaşayan Halil Paşa'ya. Bitkinin meyvesi güzelliği ve hoş kokusuyla öyle beğenilmiş ki, paşanın arabacısı Mustafa Bey, onu üretmeye kalkmış. Başarılı da olmuş. Arkasından Kahyaoğlu Kadir, Rum ortağıyla Kestaneci köyünde çilek üretmeye başlamış. Kızıl kestane toprağını çok seven bitki, böylelikle bütün yöreye dağılmış.
|