YÜKLENİYOR ...

























Kendi güzelliğini seyreden Salda Gölü
2003 / HAZİRAN

Manzara bir ilkokul çocuğunun resim defterinden çıkmış gibiydi... Öyle mavi bir gök, öyle beyaz bulutlar; sanki pamuk helva. Yeşil üçgen tepelerin üstünde her dem ışıldayan bir güneş, çiçeğe durmuş elma, yabani armut ağaçları, yeşillikler içinde boy vermiş tek tük kırmızı kiremitli evler ve ince uzun toprak bir yol. Henüz mor gelinciklerini açmamış haşhaş tarlalarının, meyve bahçelerinin, güneşte şeffaf bir yeşile dönen ekinlerin kıyısındaki bu toprak yol, göle uzanıyordu; kendini, kendi güzelliğini seyreden göle... Her bahar giydiği yeşil elbisesi, takıp takıştırdığı çiçekleri ve açık yeşilden turkuvaza, derinleştikçe de laciverde çalan berrak sularıyla doğrusu pek güzeldi; pek kendini beğenmiş. Çam ormanlarıyla kaplı o üçgen tepeden bakınca mavi, yuvarlak bir cam boncuk gibiydi göl, kenarları pudra şekerine bulanmış. Dağlar arasındaki çanağında yalnız, hep bir başına; berrak lacivert aynasında titreşen hayali bulutlar, dağlar... Ne suya değen bir kanat, ne oynaşan balıklar. Kendi görüntüsüne aşık mitolojik karakter Narkissos'a mı özenmişti, kim bilir?

Sayfa 1/5


























Kendi güzelliğini seyreden Salda Gölü
2003 / HAZİRAN

Kendi aynasında güzelliğini seyredip yalnızlığını çoğaltmaktan bıkmıyordu hiç. Oysa, yanına gidince ne kadar kırılgan olduğunu anlıyordunuz; gözlerinin içine bakınca: Şeffaf bir çin porseleni... Gün ışığını süzen. İncecik. Öyle kırılgan. Kıyısında uzanan o ak pak kumsal gibi... Ak kumsallı, görmüş geçirmiş Salda... Oluşumu günümüzden iki milyon yıl öncesine uzanıyor. 'Ormanlarla kaplı tepeler, kayalık araziler ve küçük alüvyal ovalarla çevrili, hafif tuzlu, tektonik bir göl' olarak tanımlı kaynaklarda. 184 metreye varan derinliğiyle Türkiye'nin en derin göllerinden biri. 1139 metre yükseklikte konumlanmış göl, Burdur, Yeşilova'da. Antalya-Pamukkale güzergâhının ortasında. 1988 yılında Hamburg Üniversitesi Kimya Fakültesi tarafından yapılan tahlillerde suyu içilebilir temizlikte bulunmuş. Bu kadar güzel, bu kadar ıssız olmasının nedeni de doğal olarak huyunda, suyunda gizli: Salda'nın suyu yüksek oranda magnezyum sülfat içeriyor. Magnezyumlu, sodalı suyu balık ve diğer sucul organizmalar için elverişli bir yaşam ortamı oluşturmuyor.

Sayfa 2/5


























Kendi güzelliğini seyreden Salda Gölü
2003 / HAZİRAN

Balıkların beslenmesi için gerekli olan planktonlar da göl suyunda çok az oranda bulunuyor. Suların çekilmesiyle balıkların yumurtlama yerleri olan sazlık, bataklık alanlar yok denecek kadar azalmış. Gölün sadece tatlı su girişlerinde yaşayan bir tür balık var; dişli sazancık (Aphanius anatolicus). O da az sayıda. Oysa, Salda'nın suyu yine içerdiği magnezyum ve soda yüzünden sivilce ve mantarı, yaraları iyileştiriyor. Tabanındaki kil de sürüldüğünde cilt hastalıklarına iyi geliyor. Salda'yı beyaz bir hale gibi çevreleyen magnezit oluşumları gölün bir başka övünç kaynağı. Sudaki magnezyum tortuları kıyıya ulaşıp kuruyunca, kar beyazı kumsallar yaratıvermiş. Bu çok hafif, elde kolayca ufalanıveren oluşumlar, Salda'nın var oluşundan bu yana biriktirdiği zenginliği; yegâne çocuğu. İçerdikleri magnezyum nedeniyle çok değerliler. Bir zamanlar kamyon kamyon toplanarak fabrikalara kaçırılmışlar. İlaç ve deterjan yapımında kullanılmak için; yasak konulmadan önce, ayın yüzünün utançtan bulutlarla örtüldüğü koyu karanlık gecelerde...

Sayfa 3/5


























Kendi güzelliğini seyreden Salda Gölü
2003 / HAZİRAN

Salda'nın çaresiz kaldığı, hatırlamak istemediği gecelerde. Gölün rengindeki hüznü artıran bir neden, suyunun giderek azalması. Günümüzde yüzölçümünün 4370 hektar olduğuna kanmayın. Dördüncü Jeolojik Zaman'ın yağmurlu evresinde çok daha geniş bir alanı egemenliği altına alıyor, kendini kuşatan dağların ayak uçlarına dek sokuluyormuş. Sularının 14 yıllık bir dönüşüm içinde çekilip yeniden arttığı biliniyor. Ancak, anlatılanlara bakılırsa, 70'li yıllardan beri sürekli çekilen göl suları, iki yıldır artış kaydetmiş. Tam 60 santimetre yükselmiş. "İki yıldır güzel yağış var. Son iki yıl dehşet kış oldu. Bu yıl kar nisan sonunda kalktı" diyor yöre sakinleri. Göl, Değirmendere, Köpek, Çaldan ve Sıtlıklı dereleriyle güneydeki Sultan kaynaklarından besleniyor. Göl çevresindeki tarlalar bu derelerin sularıyla sulanıyor, göl suyuyla hayvancılık da yapılıyor. Salda, tüm bu doğal güzellikleriyle 1989 yılında Doğal SİT Alanı ilan edilmiş. Bu nedenle civarı yapılaşmaya uygun değil. Öyle adım başı rastlanan restoranları, barları, otelleri yok.

Sayfa 4/5


























Kendi güzelliğini seyreden Salda Gölü
2003 / HAZİRAN

Yöre sakinlerinin isteği üzerine göl üzerinde motorlu araç kullanımı da yasaklanmış. Karavan ve çadırlı kamping alanlarıyla bahar ve yaz aylarında doğayla iç içe bir tatil seçeneği sunuyor Salda. Kışın yağan karla masalsı bir görünüme kavuşuyor göl. Ak kumsalını öteden beri kıskanan ağaçlar, evler, tarlalar ve tepeler kış gelince hemen beyaz yorganın altına gömülüyor. Doğanın kış uykusuna yattığı o günlerde hiç uyumuyor Salda: Suları kışın en soğuk günlerinde bile donmuyor. O yine güzelliğiyle baş döndürüyor; adını Narkissos'tan alan karlı dağların kızı nergis gibi. Açık yeşilin, mavinin binlerce tonu iç içe geçiyor, göl sevinçle bir başka ışıldıyor. Çünkü, o günlerde hiç yalnız kalmıyor. Pasbaş patka ve dikkuyruklardan oluşan ördek sürüleri ziyaretine geliyor.

* EMEL ÇELEBİ

Sayfa 5/5
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı