YÜKLENİYOR ...

























Evrensel bilginin peşinde Marifetnâme
2003 / HAZİRAN

Marifet anlayışı, varlık birliği (vahdet-i vücut) öğretisi doğrultusunda gelişen tasavvuf anlayışında belirleyici önem taşır. Arapça'da bilme, tanıma anlamına gelen marifet, İslâm'da keşf ve ilham yoluyla Tanrı'ya ulaşmaktır; Tanrı'nın nitelikleri, adları ve nesnelerin gerçekliği üzerine edinilen bilgidir. İlim sahibine âlim, marifet sahibine ârif denir. Tasavvuftan dile, fen bilimlerinden sosyolojiye kadar çok çeşitli alanlarda çalışmış, çok yönlü bir biliminsanı, bir âlim olan İbrahim Hakkı Erzurûmî'nin, yazıldığı sırada büyük yankılar uyandıran, daha sonraki dönemlerde de değerini koruyan ansiklopedik kitabı Marifetnâme hakkında bilgi vermeden önce, üstadın yaşam öyküsüne değinelim: İbrahim Hakkı (1703-1780) Derviş Osman Efendi ile Şerife Hanife Hatun'un oğludur. Babası, anne tarafından peygamberin soyundandır. 1747 yılında aylarca kalacağı İstanbul'a ilk seyahatini yapar.

Sayfa 1/5



































Evrensel bilginin peşinde Marifetnâme
2003 / HAZİRAN

Sultan I. Mahmud ile görüşerek saray kütüphanesinde çalışma izni alır. Şeyhi İsmail Fakirullah'a mektup gönderen I. Mahmud, şeyhin vekili olan zeki, bilgili İbrahim Hakkı'yı pek beğendiğini ve bir fermanla Erzurum'daki Abdurrahman Gazi Vakfı'nın zaviyedârlığına tayin ettiğini haber verir. İbrahim Hakkı bir süre sonra Erzurum'a döner. 1755 yılında yine İstanbul'a gelir. Bu seferinden dönüşünde Hasankale'ye çekilerek Marifetnâme'yi bitirir. 1768'de üçüncü defa hacca gider, bu seferler sayesinde Arabistan'ı, Mısır'ı görür; birçok bilginle görüşür, bilgisini genişletir. Gerek bu diyarlarda yaşadıkları, gerekse İstanbul'daki çalışmaları bundan sonra yazacağı eserlere kaynaklık eder. Yaşamı boyunca okumak ve okutmakla kalmayıp mevcut bilgilerini öğrencileriyle paylaşan İbrahim Hakkı, geride çok sayıda eser bırakarak 1780 yılında hayata gözlerini yumar. İbrahim Hakkı ilim ve tasavvuf zevkini, okuma hevesini babasından almış ve ilk hocası da babası olmuştur.

Sayfa 2/5
































Evrensel bilginin peşinde Marifetnâme
2003 / HAZİRAN

Tasavvufun fikrî ve pratik yönlerini sağlam bir nazım tekniği ve zaman zaman ulaşılan lirizm ile veren şiirlerinin pek azı yayımlanmıştır. Divân şairlerimiz içinde halk edebiyatı nazım şekli olan mani ile şiir söyleyen yegâne şairimiz de Erzurumlu İbrahim Hakkı'dır: "Dendandır inci denden / Fark olmaz inci tenden / İncitme can gönül yap / İncinme incitenden." İbrahim Hakkı yalnızca dinî, tasavvufi manada bir âlim ve şair değil, o devirde tıp, astronomi, matematik, fizik gibi bilim dallarıyla uğraşan bir biliminsanıydı. Marifetnâme'ye gelirsek; İbrahim Hakkı asıl ününü sağlayan bu eserini 1757 yılında Hasankale'de tamamlamış, eserini de Firdevs Hanım'dan olan oğlu Ahmed Naîmî için yazmıştır. Birçok baskısı yapılan eserin pek çok da kıymetli yazma nüshası vardır. Kendi ifadesine göre bu eseri yazmak için dört yüz kitaptan faydalanmıştır. Çeşitli konuları içeren bu ansiklopedik eser, bir mukaddime (önsöz), üç fen ve bir hatime (son söz) olmak üzere beş bölümden meydana gelir. İbrahim Hakkı Erzurûmî'nin ana eseri, bütün evrenin gerçekliğini tanımak, bilmek yolunda bir adımdır.

Sayfa 3/5
































Evrensel bilginin peşinde Marifetnâme
2003 / HAZİRAN

Yapıtta evrenin yaradılışı, gökyüzü, melekler, cennet, cehennem gibi konularda İslâm inancına uygun bilgiler yinelenir. Aristoteles'ten İslâm bilginlerinin aktardığı biçimde dört öğe (hava, su, ateş, toprak); dört öğenin birleşmesinden de sırayla madenlerin, bitkilerin, hayvanların ve insanın nasıl meydana geldiği anlatılır. Göğün ve yerin küre biçiminde olduğu, Amerika'nın keşfi gibi yeni bilgiler, Kâtip Çelebi'nin Cihânnümâ'sı ve İbrahim Müteferrika'nın yayımladığı Tarih-i Hind-i Garbi gibi yapıtlara dayandırılmıştır. İnsan vücuduyla ilgili bölüm ise İbni Sina'nın eseri Kanun'dan aldığı ortaçağ bilgilerini yineler. Kitapta insanların davranışlarına dair ahlâki bölümlerin yanı sıra tasavvuf kavramlarıyla örülü manzumeler de yer alır. Eser, Kıyâfetnâme ya da İhtilâcnâme (fal kitabı) ile son bulur. Kısa cümlelerle yazılan bu vezinsiz eserde, Erzurum lehçesine uygun sözler olduğu gibi öz Türkçe kelimelere de yer verildiğini görmekteyiz.

Sayfa 4/5
































Evrensel bilginin peşinde Marifetnâme
2003 / HAZİRAN

Marifetnâme, 1836 ve 1864'de Bulak'ta; 1845'de Kazan'da; 1868'de İstanbul'da Matbaa-i Amire'de, Hazine-i Bahriye kâtiplerinden Ahmed Şevket'in önsözüyle; 1878'de gene İstanbul'da Muharrem Efendi Matbaası'nda; 1894'de Şirket-i Sahhâfiyye-i Osmaniyye Matbaası'nda; 1912 ve 1914'de Ahmed Kâmil Matbaası'nda basıldı. Fransızca ve Farsça'ya çevrildiği, son çevirinin Mısır'da basıldığı biliniyor. Kütüphanelerimizde Marifetnâme'nin birçok el yazması bulunuyor. Felsefesinin düğüm noktası aşk, bilgi, marifet olan; hünerli olmanın 'edepli', 'insan' olmanın mânâda 'güzel'likle eşdeğer olduğunu yineleyen İbrahim Hakkı'nın öğrencilerine seslendiği kıta ile yazımızı sonlandıralım: "Mezun olursan okut ulûmu / Neşr eyle halka nef'-i umûmu / Amil olursan kâmil olursun / Hikmetleri hep sende bulursun."

* İsmail Bakar, kütüphaneci.

Sayfa 5/5


































Bir önceki konu başlığı