|
Dünya sosyetesinin önde gelen kişileri, sanatçılar, krallar, kraliçeler gelir buralara ve hayallerdeki bu kenti ihtişamlarıyla bir kez daha ihtişamlı kılarlar."
Kent ihtişamlı, ancak şu da var ki herkesin kendine ait, kendi için süslediği bir masalı vardır, bu rehberinki de böyle bir şey olsa gerek. Rehber inatçı, tutkuyla devam ediyor: "Burası Mozart'tır. Burası açık bir müzedir. Sadece dükkânlar, lokantalar, kahvehaneler ve dekorları değil, bunların tabelaları bile birer çeşnidir bu açık müze için. İşte şurası Wolfgang Amadeus Mozart'ın doğduğu ev, bu onun ilk klavseni, şu ilk kemanı. Tüm bunlar... çocukluğu Salzburg'la örülü bir dahinin hayat güncesi."
Peki, ya benimkisi? Şimdiki zamanın içersinde Viyana'dan trenle dört saatte geldiğim bu kentte, evet, Alp Dağları'nın yaz-kış karla kaplı tepeleri arasında yaşayıp giden Salzburg'u seyrediyorum. Salzach Nehri kenarında kurulmuş olan, ortaçağın en önde gelen tuz ticaret merkezi olmuş bu kenti, 11. yüzyıldan kalma Hohensalzburg Kalesi'nin oradan seyrediyorum.
|