YÜKLENİYOR ...

























Anadolu’nun kültürel hazineleri Japonya’da
2003 / MAYIS

1889 yılında Sultan II. Abdülhamid'in emriyle Japonya'ya doğru yola çıkan Ertuğrul Fırkateyni, yola çıktığı sırada Türkler ve Japonlar arasında tarih boyunca sürecek olan dostluğun kahramanı olacağını bilmiyordu. Japon İmparatoru'nun yeğeni Prens Komatsu'nun 1887 yılında İstanbul'a yaptığı ziyareti karşılıksız bırakmak istemeyen II. Abdülhamid, Japon İmparatoru Meiji'ye bu seyahat vesilesiyle teşekkür edip, iki ülke arasındaki siyasi ve kültürel ilişkileri geliştirmeyi umuyordu. O yıllarda, sosyal ve ekonomik konularda büyük ilerlemeler kaydeden Japonya, pek çok Osmanlı aydını için bir modeldi. Hem de 1839 Tanzimat Fermanı'ndan sonra, Batılılaşma çabası içinde olan Osmanlı için ikinci bir kapıydı. 14 Temmuz 1889 Pazar günü altı yüze yakın askeriyle birlikte törenle İstanbul'dan yola çıkan Ertuğrul Fırkateyni, birçok hediyenin yanı sıra padişahın Japon İmparatoru'na armağanı olan murassayı ve mücevherli 'İmtiyaz Nişanı'nı beraberinde götürdü. Aylar süren zorlu bir yolculuktan sonra 7 Haziran 1890 günü Japonya'nın Yokohama Limanı'na demir atan Ertuğrul Fırkateyni'nin

Sayfa 1/5































Anadolu’nun kültürel hazineleri Japonya’da
2003 / MAYIS

komutanı Osman Paşa, padişahın iki mektubunu ve gönderdiği hediyeleri imparatora sundu. Türk heyeti için resmi kabul törenleri başladı ve ziyafetler verildi. 15 Eylül 1890 günü dönüş saati geldiğinde Yokohama Limanı'ndan ayrılan gemi, yola çıktıktan üç gün sonra korkunç bir tayfuna yakalandı ve Oshima Adası yakınlarında parçalanarak battı. Kara haber önce Tokyo'ya, oradan da İstanbul'a ulaştı. İki ülke için de 'kara gün' olarak adlandırılan bu olayda, hem Türkler hem de Japonlar günlerce yas tuttu. Ertuğrul Fırkateyni'nin hüzünlü yolculuğu, iki ülkenin tarih boyunca sürecek olan dostluğu adına bir milat oldu. 19. yüzyılın sonlarında başlayan bu dostluk ve karşılıklı hoşgörü, Osmanlı Devleti'nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam etti ve farklı kıtalarda yaşayan iki millet birbirine içten içe bir yakınlık ve sıcaklık duymaya başladı. 114 yıl önce kendilerine uzatılan 'dostluk eli'ni 21. yüzyılda da bırakmaya niyetli görünmeyen Japonya; şu sıralarda, 2003 yılını 'Türk Yılı' ilan ederek bu dostluğunu tüm dünyaya duyuruyor. 'Türk Yılı' dolayısıyla başta Tokyo olmak üzere

Sayfa 2/5































Anadolu’nun kültürel hazineleri Japonya’da
2003 / MAYIS

Japonya'nın birçok şehrinde Türkiye'yi tanıtıcı etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinliklerin belki de en anlamlısı Sadberk Hanım Müzesi'nin geçen ay Tokyo Suntory Sanat Müzesi'nde açtığı, bu ay ise Fukuoka Eyalet Müzesi'nde sergilenmeye devam eden 'Türkiye Kültür Hazinelerinden Seçme Eserler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu' sergisi. Yıl boyunca Iwaki, Okazaki ve Shizuoka Sanat Müzeleri'nde sergilenecek olan koleksiyonda, 'Türk kültür hazineleri'nden seçme 621 eser bulunuyor. Sergi, Neolitik çağlardan başlayıp 20. yüzyılın ilk yarısına kadar tarihlenen, 'kadın' teması üzerine yoğunlaşıyor. Asur Kolonileri, Hitit, Urartu, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı eserlerini aynı koleksiyonda buluşturan sergi, Anadolu'da çeşitli dönemlerde yapılan kadın tanrıça heykellerinden yine kadınların tarihte kullandıkları süs eşyalarına, giysilerine kadar pek çok objeyi Japonların ilgisine sunuyor. Anadolu'nun prehistoryasından Bizans çağına kadar kronolojik bir sıra içinde sergilenen bu eserler, ziyaretçilere o yıllarda yaşanmış kültürler hakkında da bilgiler veriyor.

Sayfa 3/5

































Anadolu’nun kültürel hazineleri Japonya’da
2003 / MAYIS

Pişmiş topraktan yapılmış antropomorfik vazo, Aphrodite, Eros ve Telesphoros heykelcikleri Homeros'un İlyada'sındaki kahramanlar gibi görkemli. Kadının doğurganlığını simgeleyen, çeşitli ebatlarda ve şekillerde 'bereket dileği' heykeller; testi ve çömlekler... Kadının eski çağlardan beri süse ve süslenmeye düşkünlüğünü ortaya koyan makyaj malzemeleri ilgi çeken objeler arasında. Yine kadın aksesuvarlarının değişmez bir parçası olan ve onun zarafetini simgeleyen takılardan taç, küpe, kolye, bilezik, kemer ve yüzüklerin yanı sıra koku şişeleri, kandiller, o dönemde iletişimi sağlayan ve dünyanın ilk yazılı belgeleri olan çivi yazılı tabletler, Batı Anadolu'da hüküm sürmüş Lydia Kralı Kroisos'a ait sikkeler de sergilenen seçme eserler arasında. 'Türkiye Kültür Hazinelerinden Seçme Eserler Koleksiyonu'nda sadece antik döneme ait eserler yer almıyor; klasik döneme ait eserlerin yanı sıra, 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına uzanan dönemin kadın kıyafetleri ile Türk-İslam sanatlarına ait eserler de bulunuyor.

Sayfa 4/5

































Anadolu’nun kültürel hazineleri Japonya’da
2003 / MAYIS

Yine Kur'an-ı Kerim'ler, kıt'alar, Kur'an ve cüz keseleri Türk hat ve süsleme sanatının inceliklerini yansıtırken; bu eserlerin yanı başında sergilenen makta, makas ve divit gibi yazı takımları ile ilginç bir beraberlik oluşturuyor. Ellerde şekillenen ve ellerde değer bulan 'dua taneleri' tespihler de yerini almış sergide. Osmanlı sanatının en önemli dalları arasında yer alan çiniler ve tabii ki İznik Çinileri, bu serginin en önemli eserleri arasında. Anadolu'da Türk kadınının yaşamını ve onun zevkini gözler önüne seren alımlı renklerle ve işlemelerle süslü elbiseler, kumaş türleri; masa ve sehpa örtüleri; bir çeyiz sandığına dizilir gibi özenle dizilmiş seksiyonlara... Kadınlara ait eserlerden başka, koleksiyonun dikkat çeken diğer eserleri ise silahlar. Kılıç, kama, balta, gürz başı, miğfer, ok ve yay gibi uzun yıllar Anadolu'da kullanılan silahlar da koleksiyona dahil edilmiş. Yıllar önce yapılmak istenen kültür alışverişi, şimdi bu sergi sayesinde gerçekleşiyor. Sadberk Hanım Koleksiyonu sergisini yenileri izleyecek; Japonlar Türkiye'yi, Türkler de Japonya'yı daha iyi tanıyacak.* Abdullah Kılıç, gazeteci.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı