YÜKLENİYOR ...

























Uyanan konaklarıyla: Kastamonu
2003 / MAYIS

Coğrafyayla tarihin çocukları olan kentlerin kişilikleri, hatta ruhları vardır desem, bana inanır mısınız? Bazı kentler mırıl mırıldır sabahtan akşama kadar, bazıları sürekli gürültücü. Bazı kentler erkenden uyanır, bazıları öğleyin bile esner. Bazıları şımarıktır, bazıları dalgın dalgın durur. Bazıları tarihin gölgesinde kalmış, bazıları adını unutmuştur. Bazı kentler hikâyeler anlatır, bazıları ise yalnızca dinler. Her kent kişiliğini yüzyıllarca, hatta binlerce yıldan beri tarih denen eleği sallaya sallaya kurar. Ve ben ne zaman dağları aşıp Kastamonu'ya adımımı atsam, ağırbaşlı bir hava çöker üstüme. Gün görmüş, devran geçirmiş onurlu bir kentin soluğu yüzüme vurur. Sırtında bir saat kulesiyle gezinen sabırlı bir dervişi görür gibi olurum. Belki de adım başında bir türbe ya da yatırla karşılaşmamdır bunun nedeni. Osmanlı bakışlıdır Kastamonu, oya nakışlıdır. Dokumalarını yaratan kadınlar, pazarda mevsimine göre torba yoğurdu, saçaklı mantar ve ebegümeci satar.

Sayfa 1/5






























Uyanan konaklarıyla: Kastamonu
2003 / MAYIS

Ama kurtuluş tarihimizin ilk kadın mitingine de imza atarak vatanın kimseye satılmayacağını haykırmışlardır 16 Mayıs 1919'da. O yüzden de, mimar Vedat Tek'in başyapıtlarından biri olan Valilik Binası'nın önünde bir kahraman kadının, Şerife Bacı'nın anıtı vardır ve bence Anadolu'da bir meydana konmuş en güzel heykel dizisidir. Kastamonu, söylenceye göre adının içinde bir Bizanslı komutanın kızının adını, Moni'yi gizler ve Halime Çavuş gibi yiğit kadınları da anılarında yaşatır. Kurtuluş Savaşı'nda silah ve cephanenin Anadolu'daki Kuvay-ı Milliyecilere dağıtılması, İnebolu Limanı'ndan başlayan Çankırı-Ankara hattındaki 'İstiklal Yolu'yla gerçekleşir. Kentin mimari dokusu açısından 'Osmanlı bakışlı' dediğimiz Kastamonu, işte bu yüzden de 'Cumhuriyet gözlü'dür. Kastamonu, imzasını zamanın içine atar. 26 Ağustos 1885'te İstanbul'dan, Sarayburnu'ndan sökülüp kente getirilen ve aynı biçimde inşa edilen Saat Kulesi, söylencelerle dolu kente bir yenisini daha ekler.

Sayfa 2/5

































Uyanan konaklarıyla: Kastamonu
2003 / MAYIS

Derler ki, padişahın haremindeki bir gözde cariye, kulenin sesinden korkarak çocuğunu düşürmüş; kule de Kastamonu'ya sürgün edilmiş. Baharın ilk günleriyle birlikte kulenin altındaki çay bahçesi, günbatımının keyfini çıkaran Kastamonulularla dolar. Kentin ışıkları çöken karanlığın içinde bir bir yanarken, karşı tepede geniş bir taç gibi duran kale, aşağıda suları azalarak akan Gökırmak, 'Evkaya' diye anılan Hititlerden kalma kaya mezarı yavaş yavaş silinir. Gece yeryüzünde yürüdükçe, ödevlerini bitiren çocuklar, işten yorgun dönen babalar, ekşili pilavı pişirip yarın için hazır eden anneler uykuya dalar. İşte o zaman kentte, konakların fısıltıları başlar. Sepetçioğlu Konağı, Kırk Odalı Konağı'nın hatırını sorar. Mahalle Evi olarak hizmet gören Konyalı Konağı, o gün kendisini dolduran ilkokul öğrencilerinin neşesini ballandıra ballandıra anlatır. Osmanlı Konağı diye de adlandırılan ve otel olarak hizmet veren H. Tahir Efendi Konağı, o gece kalmaya gelen ünlü konuklarını sayıp döker. Sirkeli Konağı, Saat Kulesi'ne yakın duran Mazlumcular Konağı'na saati sorar.

Sayfa 3/5

































Uyanan konaklarıyla: Kastamonu
2003 / MAYIS

Eflanili Konağı da onlara katılır. Gerçekte uzun yıllar sessiz kalan bu konaklar, Vali Enis Yeter'in hayata geçirmek için büyük çaba harcadığı büyük bir restorasyon projesiyle yeniden 'konuşmaya' başlamışlar. Bakımsızlığa, yalnızlığa terk edildikleri için üzüntülü bir suskunluğa bürünen konaklar bugün yeniden doğmanın sevincini yaşıyor. Kastamonu'da geleneksel mimarinin bu görkemli örneklerinin restorasyonu hâlâ sürüyor. Ellezler Konağı, 'El Dokumacılığı Müzesi' olacağı günü 'sarıkıvrak' ipiyle çekiyor. Konakların yüzlerinin yeniden gülmeye başlamasına en çok sevinen de, şadırvanından şırıl şırıl sular akıtan Nasrullah Camii… Söyleyin, eski dostlarına yeniden kavuşmak az mutluluk mu? Hem Nasrullah Camii'nden söz etmişken, size bir şeyi de çıtlatalım: İnanışa göre, caminin sularından bir içen, yedi yıl Kastamonu'dan ayrılamıyor. Ama restorasyonlar tamamlandığında, konaklarla dolu sokaklarda gezenlerin kalmayı yeğlemek için ille de ağzını çeşmeye dayaması gerekmeyecek gibi görünüyor!

Sayfa 4/5

































Uyanan konaklarıyla: Kastamonu
2003 / MAYIS

Kastamonu'nun yeni yüzüne eklenen en önemli çalışmalardan biri, eskiden kömür deposu olarak kullanılan ambarların özgün yapılarla bezenerek Vedat Tek Anı, Sanat ve Restorasyon Merkezi'ne dönüştürülmesi… Bu, aynı zamanda kentlerine emek veren büyük mimarın karşısında saygıyla eğilmek değil mi? İşte yalnızca bu yüzden bile, değer bilir bir kent olduğunu söyleyebiliriz Kastamonu'nun. Zaten, bu kentte ne zaman, hangi evin kapısını çalarsanız çalın; Tanrı misafiri olduğunuz anlaşıldığında sofrada bir tabağınız, divanda bir yastığınız var demektir. Siz ikram edilen çayınızı yudumlar, ev sakinleri size gülümserken, bu işe tek bozulan, evin tombul kedisi olacaktır! Onun gönlünü almak için elinizi uzatıp sevmeniz yeter. Kastamonulularla dost olmak için onlara bir selam vermenin bile yettiği gibi…


* Akgün Akova, yazar.

Sayfa 5/5




































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı