YÜKLENİYOR ...

























Karia’nın dağ kalesi Alinda
2003 / MAYIS

1989 yılı Nisan ayında, Bodrum'da bir temel çalışması sırasında grayder bir taşa takılır. Neyle karşılaşıldığının anlaşılması uzun sürmeyecektir. Müze yetkililerinin söyledikleri bilgi bir anda çevreye yayılır: Bodrum'un girişinde bir mezar odası bulunmuştur. Olay yerine akın eden yüzlerce insanın merak dolu bakışları altında lahtin kapağı kaldırıldığında gözler önüne serilen görüntü herkesi etkiler. Sonsuz uykusuna çekilen mezar sahibi, başındaki meşe dalı ile yapraklarından oluşan altından tacı ve diğer takılarıyla göz alıcıdır. Onun bir kraliyet üyesi olduğunu düşünen arkeologlar, adını Karia Prensesi koyar. Ancak prensesin öyküsü burada bitmez. Kemikleri üzerinde sürdürülen iz sonucunda, antik yazında satır aralarında geçen, gölgede kalmış bir başka kentin, onun kimliğinde tekrar anılmasına neden olacaktır: Alinda. İncelemelerden prensesin günümüzden 2400 yıl önce, MÖ 360-325 yıllarında öldüğü belirlenir. Bu dönemlerde, Karia'nın (bugünkü Muğla bölgesi) tarih sahnesinde hareketli olaylar yaşanmaktadır.

Sayfa 1/5


























Karia’nın dağ kalesi Alinda
2003 / MAYIS
Makedonyalı Büyük İskender Anadolu'ya geçmiş (MÖ 334), bu toprakları ikiyüz yıldan fazla kontrolü altında tutan Perslerle savaşarak kentleri birer birer fethetmeye başlamıştır. Kargaşa, ihanet, entrika ve şiddet kaçınılmazdır. Kimisi İskender'den yana kapılarını büyük istekle açarken, ender de olsa, kimi de, Perslerle birlikte Makedon ordusuna karşı koyar. Satrap olarak ülkeyi, kardeşten kardeşe aktararak (kardeşler arası evlilikle) yöneten Karialı Hekatomnos hanedanlığının seçimi de Perslerden yana olur. Ancak biri bu seçime katılmaz: Kraliçe Ada. Çünkü, kocasının (aynı zamanda kardeşi) ölümünden sonra Karia'nın başına geçmiş, ancak diğer kardeş Piksodaros tarafından tahttan indirilerek bir 'dağ kalesi' olan Alinda'ya sürgün edilmiştir. Tarihçi Arrian (MÖ 4. yüzyıl), Alinda'yı Karia'nın 'en güçlü kentlerinden biri' olarak betimler. Bugün bu kentten geriye kalan ve şans eseri çok iyi korunagelen sur duvarları, kentin gerçekten de kolay kırılamaz bir savunmaya sahip olduğunu yansıtır.
Sayfa 2/5


























Karia’nın dağ kalesi Alinda
2003 / MAYIS

Yazılanlara göre İskender, Ada'nın diğer kardeşi ünlü Kral Mausolos döneminde (MÖ 387-353) yapıldığı düşünülen Alinda'nın surlarına dayandığında kenti kolaylıkla ele geçiremeyeceğini kavramıştır. Ancak Ada'nın sürgünle bütünleşen kaderi İskender'in talihi olur. Ada, kapıları açar. İskender'e kenti teslim etmeyi, daha ötesi başkent Halikarnossos'un (Bodrum) düşüşü için yardımda bulunmayı, karşılığında da tacının geri verilmesini ister. İskender kraliçenin teklifini kabul eder ve Alinda ile Karia'yı ona bırakır. Halikarnassos ise gösterdiği direnişin bedelini çok pahalıya öder. Yaşananlara tanık olan yazarlar, bu olayı tarihe büyük bir yıkım olarak geçirir. Prensesin kafatasından alınan kopya etlendirilir. Yeniden canlandırılan yüzün, lahitten çıkan akik yüzüğün üzerindeki portreyle ve geçen yüzyıl Priene'de bulunan bir büstle olan inanılmaz benzerliği mezar sahibinin adını deşifre eder: Ada.

Sayfa 3/5





























Karia’nın dağ kalesi Alinda
2003 / MAYIS

Antik dünyada kutsal sayılan Latmos Dağı'nın, günümüz adıyla Beşparmak Dağları'nın doğusundaki Karpuzlu köyünden (Aydın/Çine) Alinda'ya doğru, düşüncelerimizde sürgün kraliçeyle dopdolu bir kent imajı, tırmanıyoruz. Başka türlü bir kurgu yapmak da pek aklımıza gelmiyor. Üç yanı uçurumla çevrili, kayalık bir tepenin üzerine kurulu kent, tarih boyunca Ada'nın öyküsüne eklemlenmiş hep. Antik yazarlardan kitaplara düşen birkaç sözcük, gerisi ise karanlık... Yine de, Bizantionlu Stephanus'un söyledikleri, Ada'nın ötesinde, Alinda'ya dair küçük bir ipucu veriyor. Üstelik verilen bilgi de hayli ilgi çekici. Yazar, 'Ethnica' adlı eserinde, bu 'dağ kalesinde' bitkinin ölümünü ve dirilişini simgeleyen mitolojik karakter Adonis'e adanmış kutsal bir alandan ve burada yer alan, antik dünyanın en ünlü heykeltıraşlarından Atinalı Praxiteles'in yaptığı Aphrodite heykelinden bahsediyor. Ama kentin dik bir yamacında boylu boyunca uzanan agora binasına erişince, Ada'yı ve yazılanları bir anda unutuyoruz.

Sayfa 4/5









































Karia’nın dağ kalesi Alinda
2003 / MAYIS

Anadolu'daki, ayakta kalabilmiş ender agora binalarından biri olan bu üç katlı yapının görkemi, Alinda'yı öykülerden çekip çıkararak tüm somutluğuyla gözler önüne sunuyor. Bugün zeytin ağaçlarıyla bütünleşmesine karşın, çok fazla yitirmediği Helenistik dönemden kalma görünümüyle izleyiciyi halen etkileyen beş bin kişilik tiyatrosu, kent duvarları, kuleleri, özellikle zirvenin hemen altındaki iki katlı kulenin ince taş işçiliği karşısında hayran kalıyoruz. Alinda, çok iyi korunagelmiş bu güzel yapılarıyla, güçlü ve zengin bir kent olarak yalnız Ada'nın döneminde değil, tüm zamanlar için geçerli olabilecek şekilde kendini savunmuş gibi duruyor. Ve daha uzun bir süre de direneceğe benziyor.

* Nermin Bayçın, arkeolog.

Sayfa 5/5





























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı