YÜKLENİYOR ...

























Mazinin anılarıyla yüklü Makedonya
2003 / NİSAN

Üsküp'teki Elema Fotoğraf Kulübü'nün, Photomedia 2002 Uluslararası Fotoğraf Yarışması jürisine katılmak üzere davet edildiğimde, yakın komşumuz Makedonya'ya da gitme şansına kavuştum. Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana geçen yıllar, burada birçok şeyi değiştirmiş, ama bazı şeyler tıpkı eskisi gibi.... Makedonya nüfusunun yüzde 40'ına yakın bölümü Müslüman. Arnavut kökenli olmasına rağmen, Türkçe konuşanların sayısı da bir hayli fazla... Slav kökenli Makedon dilinde, günümüzde bile üç bin Türkçe sözcüğün bulunması beni gerçekten de çok şaşırttı.
Üsküp'e indiğimiz zaman, küçük ama modern bir havaalanı ile karşılaştık. Şehir merkezi, havaalanına 20 dakika mesafede. Üsküp'te ağaç ve parkların bolluğu ve düşük nüfus yoğunluğunun verdiği rahatlık hemen göze çarpıyor. Kuzeydeki yüksek tepeler ve kenti ikiye bölen Vardar Nehri, Üsküp'ü çok özel kılıyor.

Sayfa 1/5































Mazinin anılarıyla yüklü Makedonya
2003 / NİSAN

Sultan I. Murad döneminde yapılan 13 gözlü, eşsiz bir mimari yapı olan ünlü Vardar Köprüsü ise kentin iki yakasını birleştiriyor. 1963 yılında meydana gelen büyük depremle yüzde 80'i tamamen yıkılan Üsküp'te ayakta kalan ender yapılardan biri Vardar Köprüsü.
Birkaç yıl öncesine kadar yıkıntı halinde olan Üsküp Kalesi, geçirdiği restorasyon ve muhteşem parkıyla büyük ilgi çekiyor. Kalenin bir diğer özelliği ise doyumsuz Üsküp manzarası. Kısmen yıkık olarak günümüze kadar gelebilen eski istasyon binası, bugün Ulusal Müze olarak hizmet veriyor. Görülmesi gereken bir başka yer ise eski evleri, camileri, minareleri ve esnafıyla Anadolu'daki benzerlerini aratmayan Üsküp Çarşısı. Geçmişin kapalı çarşısı depremden sonra bir alışveriş sokağına dönüşmüş.
Çarşının diğer bir özelliği ise, burada en çok duyulan dilin Türkçe olması. Türkçe konuştuğumuzu duyan esnaf, bir yandan sevinçle çay ve yiyecek ikram ederken, bir yandan da bizi soru yağmuruna tutuyor. Konunun ne olduğu önemli değil, yeter ki Türkiye ile ilgili olsun!

Sayfa 2/5






























Mazinin anılarıyla yüklü Makedonya
2003 / NİSAN

Üsküp Kalesi'ne çıkınca görünen camiler, kubbeler ve göğe uzanan ince uzun minareler bize yabancı olduğumuzu bir kez daha unutturuyor. Şehir merkezinde büyük ve modern bir alışveriş merkezi var. Bu kalabalık çarşıda yer alan mağazalarda ithal malların çokluğu hemen göze çarpıyor. Bir tarım ülkesi olan Makedonya dışarıya genellikle yaş meyve, sebze ve kaliteli tütün ihraç ediyor. Türk ve Müslümanların çoğunlukta bulunduğu Tetovo da (Türkçe adıyla Kalkandelen) görülmeye değer kentlerden. Alaca Camii ya da İsa Bey Camii olarak bilinen ve dışındaki renkli motifler nedeniyle 'Renkli Cami' olarak da anılan cami, gezinin en önemli durağı. Türkiyeli olmak bize her kapıyı açıyor ve yine aynı nedenle fotoğraf çekmemize izin veriliyor.
Makedonlar'ın en sevdiği yerlerden biri olan ve övünçle tanıtmak istedikleri Ohrid'i (Ohri) gezmek ise tam bir günümüzü alıyor. Ohrid, Üsküp'ün güneybatısında ve yaklaşık olarak 150 kilometre uzağında.

Sayfa 3/5































Mazinin anılarıyla yüklü Makedonya
2003 / NİSAN

Türk evlerini anımsatan eski yapıları, Bizans tarzındaki tuğla işlemeli kiliseleri, eski kırmızı kiremitli çatıları, yeşilin bolluğu kente girer girmez gözümüze çarpanlar. Söylendiğine göre kentin en büyük özelliği, Avrupa'nın en derin gölü niteliğindeki Ohrid Gölü'nün kenarında bulunması... Göl öylesine büyük ki, zaman zaman deniz kıyısında olduğumuzu sanıyoruz. Aynı sahilde görmeye zaman ayıramadığım, fakat güzelliği ile sık sık anımsatılan Struga kenti de yer alıyor. Gölün karşı sahili ise Arnavutluk. Havanın o gün açık olması Ohrid gezimizin daha da renkli geçmesini sağlıyor. Eski kentteki yapılar, arnavutkaldırımlı, inişli çıkışlı sokaklar ve Bizans tarzı kiliseler gözlerimizi ve ruhumuzu şenlendiriyor. Öğle yemeğini yediğimiz restoranda, bu kez Ohrid Gölü'ne özgü alabalık ailesinden bir balık türü ile onurlandırılıyoruz.

Sayfa 4/5



































Mazinin anılarıyla yüklü Makedonya
2003 / NİSAN

Dediklerine göre, bu tür yalnız Ohrid Gölü'nde bulunuyor ve boyu ile lezzeti diğer akrabalarıyla ölçülemeyecek denli farklı. Fiyatı da öyle, çünkü kilosu 20 dolar! Üsküp'e dönmeden önce son durağımız, küçük ve otantik yapılarıyla büyüleyen Bitola kasabası oluyor... Eski adıyla Manastır olan, Türkler'in çok iyi tanıdığı bu yerleşimde Atatürk'ün askeri eğitim aldığı okul da yer alıyor. Kısa, fakat anlamlı Makedonya gezimizde pek çok anı ve fotoğraf birikti. Ama sanırım en büyük kazancım, burada edindiğim yeni dostluklar ve karşılıklı kültür alışverişi oldu.


* İzzet Keribar, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı