YÜKLENİYOR ...

























Yivli Minare
2003 / NİSAN

Adı sanı çoktan unutulmuş bir Selçuklu ustası, doksanıncı basamağı da çıkıp yerden otuz sekiz metre yükseldiğinde, durup şöyle bir etrafı seyretti. Denizlerin en güzeli Akdeniz, aşağıdaki küçük limana sığınmış, Bey Dağları'nın üzerinde batmakta olan güneşin son ışıklarıyla oynaşmaktaydı. Birbirine omuz vermiş evlerin gölgeleri, yokuş aşağı kıvrılarak inen daracık sokakların üzerine düşüp kalmıştı. Hafiften esip gelen akşam yeli, taş döşemeli avlulardan alıp getirdiği portakal kokularıyla içini serinletti. O anda fark ettiği alnındaki son ter damlasını kolunun yeniyle şöyle bir silip, seksen dokuzuncu basamağa doğru adımını attı. Elindeki yağ kandiliyle aydınlanan minarenin içi, basamaklarla dönerek aşağıya uzanıp gidiyordu. Yeryüzünde cenneti bulduğu bu kente adını veren Bergama Kralı II. Attalos'dan yüzlerce yıl sonra 1207'de Adalya dedikleri Antalya'ya giren Selçuklular'ın I. Alaeddin Keykubad (1219-1236) dönemiydi yaşanmakta olan. Sultan'ın buyruğu ile kente ilk İslam eserleri kazandırılıyordu bir bir.

Sayfa 1/5































Yivli Minare
2003 / NİSAN

Çeşitli uluslardan Hıristiyan tüccarların, Rum ve Yahudilerin bolca bulunduğu bir yerleşimde en simgesel örnek elbette bir minare olacaktı. Anadolu'yu pek çok eserle donatan Selçuklular, minareyi sadece camilerin bir parçası olarak değil, tek başına görkemli bir anıt olarak da düşündüler zaman zaman. Tuğlayla örülmüş yivli ya da burmalı örnekleriyle boy gösteren minarelerin yivli olanlarından en görkemlisiydi Antalya Kaleiçi'ni süsleyeni. Kesme taştan kaidesinin üstünde dikine uzanan sekiz yivi ile ona renk katan firuze sırlı tuğlalarla bezenmiş Yivli Minare'nin, yüzlerce yıl Antalya'nın simgesi olarak kalacağını, nereden bilebilirdi ki bu Selçuklu ustası. O eserini maharetle bitirip, mütevazı yaşamına döndüğünde geleceğin Antalyası'nın kartpostallarına usulca attığı imzanın farkında değildi. Onun için zamanında yapılıp bitirilmesi gereken sıradan bir işti Yivli Minare... Oysa, Roma İmparatoru Hadrianus'un MS 130 yılında Antalya'yı ziyareti anısına Kaleiçi surlarına yaptırılan, tipik bir Roma zafer takı görünümündeki şeref kapıs;

Sayfa 2/5































Yivli Minare
2003 / NİSAN

iki sütunlu cephesi, dört kapı kulesi üzerinde yükselen üç kemeri ve onları süsleyen bitki ve çiçek rölyefleriyle çok daha iddialıydı. Ancak, kentin Türklerin eline geçtiğinin bir işareti olan Yivli Minare, Kaleiçi'ne açılan ana girişin yakınındaki stratejik konumuyla yat limanının üzerinde yükseliverince, Antalya'nın iyi fotoğraf veren bir kesitinin baş aktörü oluverdi. Kaleiçi'ni zenginleştiren tek eser I. Alaeddin Keykubad döneminde inşa edilen Yivli Minare değil elbet. Çağdaş Antalya'nın denize açılan bu en eski ve görülmeye değer tarîhi merkezinde Yivli Minare Camii, Gıyasedin Keyhüsrev Medresesi, Selçuklu Medresesi, Zincirkıran Mehmed Bey Türbesi ve Nigâr Hatun Türbesi, hep birlikte Yivli Minare Külliyesi'ni oluşturan yapılar olarak kendilerini gösterir. Anadolu çok kubbeli camilerinin, en eski örneklerinden biri olan yarım küre şeklinde altı kubbeli Yivli Minare Camii, Yivli Minare'nin hemen batısına inşa edilmiş.

Sayfa 3/5

































Yivli Minare
2003 / NİSAN

Antalya Müzesi'ni, günümüzdeki binası tamamlanıncaya dek konuk eden bu cami, Hamidoğulları Beyliği döneminde, Mübarizeddin Mehmed Bey'in buyruğuyla Balaban Tavaşi adlı mimar tarafından 1372'de yapıldı. Gıyaseddin Keyhüsrev adına, Atabey Armağan'a yaptırılan medrese ise, 1239 tarihli. Onun karşısında bulunan Selçuklu Medresesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nce restore edilerek çarşı haline getirildi. Tarihî kalıntıların üzerinde on bir dükkânlı büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor bugün. Yivli Minare Külliyesi'nde iki de türbe yer alıyor. Caminin avlusundaki Zincirkıran Mehmed Bey Türbesi, 1377 tarihinde Mübarizeddin Mehmed Bey'in oğlu için inşa edilmiş. Mimari olarak Selçuklu tarzını taşıyan türbe, dış yüzeyinin sadeliği, pencerelere sahip olması ve içindeki üç mezarın zeminden aşağıda bulunması gibi özellikleri ile de Osmanlı karakteri gösteriyor. Bu yapının batısında bulunan mevlevihaneyi 1225 yılında Alaeddin Keykubad'ın yaptırdığı sanılıyor. Yivli Minare'nin kuzeybatısındaki türbenin adı ise Nigâr Hatun Türbesi.

Sayfa 4/5

































Yivli Minare
2003 / NİSAN

1502 yılında Osmanlı egemenliği sırasında yapılan bu türbe, çevredeki yapılara uygun olarak Selçuklu tarzını taşıyor. Adı sanı bilinmeyen Selçuklu ustası, son basamağı da indikten sonra dönüp minarenin kapısını kapattı, belindeki kuşağının arasından çıkardığı kocaman anahtarını öpüp, kapının çengeline astı. Yağı tükenmekte olan kandilini yukarı doğru kaldırıp baktı. Ay dolunaydı. Gökyüzünde parıldayan binlerce yıldız vardı. Minaresi artık onun elinden çıkmış, Akdeniz'in güzelim kentlerinden birinin, Antalya'nın olmuştu. Denize doğru inen sokaklardan birine daldı, evine doğru yürüdü ve unutuldu.

* Ersin Toker, yazar.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı