Sular
ve İstanbul söz konusu olunca, asla vazgeçemeyeceğimiz
bir usta gezgin çıkar karşımıza: Ahmet Hamdi
Tanpınar... Tanpınar, İstanbul'da gündelik yaşamın
izini sürer. Yıllık izin alan postacının, önce
gezmeye kendi mahallesinden başlaması gibi düşer
yollara... Ve ardından mırıldanmaya başlar:
"Her İstanbullu'nun gündelik hayatında, bulunduğu
yerden başka tarafı özlemesi çok tabiidir."
Ama Tanpınar, bu sözünün peşine bir başka tanımlamayı
da eklemeden içi rahat etmez: "Onlar İstanbul'u
iyi bir elmas yontucusunun eline geçmiş bir
mücevher gibi işlediler." Evet, onlar İstanbul'u
bir mücevher gibi işlediler. Kimdi onlar?..
Mimar Sinan, Matrakçı Nasuh, Bağdatlı Şah Kulu,
Mercan Usta, Veli Can, Nigârî, Şeyh Hamdullah,
Karahisari, Levni, Hafız Post, Itrî, Neyzen
Tevfik ve daha niceleri... İstanbul ayrıntılarda
saklıdır. Sokak aralarında, sardunya açan saksılarda,
erguvan, mimoza ve çiçeğine duran manolya ağaçlarında
saklıdır. Yüzlerce yıla tanıklık eden çınar
ağaçlarını da unutmayalım. Bir de her sevdaya
kucak açan Boğaziçi’nin ayrıntılarını yazalım
bir yere.
|