YÜKLENİYOR ...

























Osmanlı kadın giysileri
2003 / NİSAN

Yüz yıl önce, Bursa şehir içi... Evinde oturup nakış işleyen, oya yapan, şık, zarif, genç, varlıklı bir Osmanlı kadını... Giyimi baştan ayağa çiçek örnekleriyle donanmış. Ayağına giydiği, sarı deri çediğinin içine sırmayla çiçek deseni işlenmiş. Donunun paçaları çiçek, uçkurda bir buket çiçek, bir tür hayat ağacı. Bürümcük gömlek, yaka ve kol kenarları, çiçek oyalı, üçetek ipek ve altın sırma ile el tezgâhında dokunmuş. Altın sırma çizgiler arasına minik çiçekler, yapraklar döşenmiş... Üçeteğin üzerine giyilen çuha cepkenin kenarları altın sırmayla bindallı tekniğinde sümbüller, serviler ile süslü, göğüslere birer buket çiçek konmuş. Baştaki hotoz sümbül oyalarıyla, elmas taşlı menekşe iğnelerle, karanfil oyalı, krep baş örtüsüyle donatılmış... Bursa işi giyside olduğu gibi, Osmanlı kadın giyimi, baştan ayağa binbir çiçekle bezeliydi. Giysilerdeki sümbül, karanfil, menekşe mutluluğu dile getiriyordu. Osmanlı kadını çiçekleri sevmiş, onlara özenmiş; çiçek türlerini örmüş, dokumuş, işlemiş, mücevherler, takılar üretmiş, ayrıca çiçeklere gizemli bir dil vermiş.

Sayfa 1/5


























Osmanlı kadın giysileri
2003 / NİSAN

Böylece kadın kendi iç dünyasını, düşüncelerini, sevincini, üzüntüsünü, beklentisini çiçeklerin diliyle çevresine iletmiş: Başındaki oyalara, mücevher iğnelere, inci işlemelere, yazmalara, duvaklara, örtülere işlediği değişik çiçek şekilleri ile çeşitli mesajlar vermiş. Donu, uçkuru, gömleği, üçeteği, cepkeni, çorabı, çediği çiçek motifleriyle süslemiş... Ayrıca, oturduğu evin bahçesine, sevdiği çiçekleri ekmiş; çiçek yetiştirmek bir zevkmiş. Türk evleri ahşap olurdu, bahçe içinde. Kadınlar evle bahçe arasında geçen yaşam içinde, çeşitli el sanatları üreterek zamanlarını değerlendiriyordu. O nedenle bu evlerin içi, bir sanat müzesi gibiydi. Giysileri, kullandıkları ev eşyaları, kendilerine özgü bir yaşam felsefesini yansıtıyordu. Böylece, Osmanlı-Türk kültürü, yüksek seviyelere ulaşmış, imparatorluk sanatla taçlandırılmıştı. Giyimde çiçek, bu olayın sadece bir yönü...

Sayfa 2/5


























Osmanlı kadın giysileri
2003 / NİSAN

Çiçeği yetiştirmeyen, ilahi güzelliğinin farkına varmayan, sevmeyen, onu tüm sanat dallarına ilham kaynağı olarak seçer miydi? Yaşamına böyle sanatsal bir anlam katabilir miydi? Şimdi de o devrin paşa, bey konaklarına girelim. Kadınların dünyasına çiçeklerin rengini ve ilahi güzelliğini katan, geleneksel bir giysiyi görelim: Kırmızı ipek kadife başlık üzerine inci işlenerek yapraklar, çiçekler serpilmiş. Çiçeklerin göbeklerine, pırıltılı taşlar oturtulmuş. Başörtüsünün kenarlarına hesap işiyle gül desenleri bezenmiş. Yasemin iğne oyaları, baş üstüne taç gibi kondurulmuş. Yere kadar uzanan üçeteğin kenarları, etek uçları, elin üzerine düşen kol yenleri oyma tekniği ile lale motifleri oluşturularak donanmış. Üçeteğin kumaşı ipek ve el tezgâhı ürünü. Mavi, yeşil, eflatun, kırmızı çizgi üzerinde altın sırmayla çiçekli, yapraklı dallar uzayıp gidiyor. Belinde telkâri kemer tokası, altı köşeli yıldız ve ortasında çiçek.

Sayfa 3/5


























Osmanlı kadın giysileri
2003 / NİSAN

Bu gelin ve genç kadın giysisinde çiçekler kadını, yeşil yapraklar da erkeği temsil ediyor. Bir başka varlıklı Osmanlı gelin giysisi de yine çiçeklerle donatılmış. O devirde saray, şehir, üst sınıf giyimleri daha çok ipek kumaşlardan oluşurdu. Bu giysi de 19. yüzyılda dokunan, kökboya ile boyanan, altın sim ve ipek karışımı 'Selimiye' adı verilen kumaştan yapılma. Zarafet ve ince bir sanat göstergesi... Çok iyi muhafaza edilmiş, sanki dün dikilmiş gibi. Tene giyilen bürümcük, ipek gömleğinin yakası ve kolu çayır, çimen oyası. İpek şalvarı, kırmızı. Ayağa giyilen çediğin üstüne ve içine sırma, tel, ipek ile çiçekler, yapraklar, dallar nakşedilmiş. Belinde telkâri, altın Trabzon kemeri. Giysideki lale, yasemin ve gül mutluluğun, güzelliğin, gençliğin, doğanın bir tür resmini çizmiş. Altın paralı başlık, bahar çiçekleriyle süslü bir çelenk. Başörtüsü, elmalı motifli 'kandilli' yazması, uçlarına elma çiçeği nakşedilmiş.

Sayfa 4/5


























Osmanlı kadın giysileri
2003 / NİSAN

Elma ve çiçek motifli yazmalar, İstanbul'da ve Anadolu'da gelinlerin duvağı ve başörtüsü olmuş hep. Burada örneklerini göstermeye çalıştığımız giyim tarzı, baştan ayağa Osmanlı sarayından başlayıp, Rumeli ve Anadolu coğrafyasını içine alan, tam kuplu giyim türünü anlatıyor. Anadolu medeniyetleri, Bizanslılar, Selçuklular, Oğuz Boyları ve Osmanlı İmparatorluğu mozaiği içinde oluşan bu giyim kuşam sanatı halkın, köylünün, Türkmen'in, Yörük'ün katkılarıyla yaratılan çok sesli bir senfoni gibidir. Günümüze kadar gelen bu sanat eserleri bize çeşitliliğin, renklerin, el becerisinin ve kültür zenginliğinin örneklerini sergiliyor. Bu giyim kuşam tarzını bazı farklarla Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıklar da benimseyip kullanmışlar. Yüzyıllar içerisinde yer küremizin etkileriyle beslenen giyim kültürümüzden bir demet çiçek sunduk size. Kokusu başımızı döndüre..

* Sabiha Tansuğ, etnolog, araştırmacı ve yazar.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı