| Yüz
yıl önce, Bursa şehir içi... Evinde oturup nakış
işleyen, oya yapan, şık, zarif, genç, varlıklı
bir Osmanlı kadını... Giyimi baştan ayağa çiçek
örnekleriyle donanmış. Ayağına giydiği, sarı
deri çediğinin içine sırmayla çiçek deseni işlenmiş.
Donunun paçaları çiçek, uçkurda bir buket çiçek,
bir tür hayat ağacı. Bürümcük gömlek, yaka ve
kol kenarları, çiçek oyalı, üçetek ipek ve altın
sırma ile el tezgâhında dokunmuş. Altın sırma
çizgiler arasına minik çiçekler, yapraklar döşenmiş...
Üçeteğin üzerine giyilen çuha cepkenin kenarları
altın sırmayla bindallı tekniğinde sümbüller,
serviler ile süslü, göğüslere birer buket çiçek
konmuş. Baştaki hotoz sümbül oyalarıyla, elmas
taşlı menekşe iğnelerle, karanfil oyalı, krep
baş örtüsüyle donatılmış... Bursa işi giyside
olduğu gibi, Osmanlı kadın giyimi, baştan ayağa
binbir çiçekle bezeliydi. Giysilerdeki sümbül,
karanfil, menekşe mutluluğu dile getiriyordu.
Osmanlı kadını çiçekleri sevmiş, onlara özenmiş;
çiçek türlerini örmüş, dokumuş, işlemiş, mücevherler,
takılar üretmiş, ayrıca çiçeklere gizemli bir
dil vermiş.
|