YÜKLENİYOR ...

























Seddülbahir’in derinliklerinde yatan tarih...
2003 / MART

Tam burunda durmuş, denizin coşkusunu seyrediyordum. Şiddetli lodosun yarattığı hırçın dalgalar olanca gücüyle kayalıklara çarpıyordu. Bir yanımda Seddülbahir Feneri'nin arkasından batan güneş, diğer yanımdaysa alacakaranlığa gömülmek üzere olan Çanakkale Abidesi vardı. Ege ile Marmara'yı birbirine bağlayan Çanakkale Boğazı'nın çıkışında durmuş, o günleri ve bu toprakları bize bırakanları anıyordum. Çanakkale destanların yazıldığı, anıtlarla, abidelerle dolu bir yöre. Gelibolu Yarımadası da dünya tarihinden, mitolojiden veya eski uygarlıklardan söz açıldığında adı geçen sayılı bölgelerden. Antik dönemde Khersonnesos olarak bilinen Gelibolu Yarımadası, adının Herodotos tarihinde geçmesinin yanı sıra Hellen'in kaçırılması ile başlayan on yıl savaşlarıyla, Homeros'un İlyada Destanı'na da konu olur. Yani nedeni ister aşk, ister politika olsun, yöre yaklaşık üç bin yıldır dünya tarihinin baş köşesinde yer alıyor... Çanakkale Savaşları’nın meydana geldiği bölge de Gelibolu Yarımadası’nda bulunuyor.

Sayfa 1/5































Seddülbahir’in derinliklerinde yatan tarih...
2003 / MART

Bu bölge gelecek kuşaklara barışın değerini ve savaşın ne şekilde kazanıldığını göstermek amacıyla 1973 yılında milli park ilan edildi. Milli parkta bulunan İngiliz, Fransız, Yeni Zelandalı, Avustralyalı ve Türk şehitlere ait anıtlar göreni hüzne ve düşünceye boğuyor. I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Boğazı'nı ele geçirerek İstanbul'u işgal etmek isteyen, İngiliz-Fransız ortak harekâtına karşı Osmanlı Devleti'nin savunma cephesinde yer aldığı Çanakkale Savaşları (Şubat 1915-Ocak 1916), Türk ve dünya tarihi açısından ilgi çekici özelliklere sahip. İngiliz hükümeti, Kafkas cephesinde Rus ordusu üzerindeki baskıyı hafifletmek için Osmanlı Devleti'ne karşı bir gövde gösterisine girişmeyi kabul eder. O sıralar Deniz Kuvvetleri Bakanı olan Winston Churchill'in de desteğiyle harkâtğ için en uygun yer olarak Çanakkale Boğazı seçilir: 26 Aralık 1914 Pazar günü, İngiliz B-11 denizaltısının Boğaz'dan içeriye girerek Mesudiye zırhlısını on dakikada batırmasından heveslenen Churchill, İngiliz Kabinesi'nde ikna edici bir konuşma yapar.

Sayfa 2/5






























Seddülbahir’in derinliklerinde yatan tarih...
2003 / MART

Yunanlılar'ın da kuvvetlerini İngilizler'in emrine vereceğini açıklamasından sonra Triumph, Inflexible, Queen Elizabeth, Irresistible, Ocean, Bouvet, Majestik ve Agamemnon gibi zırhlıların yer aldığı yaklaşık 28 büyük gemiden oluşan büyük bir deniz gücü toplanır. 18 Mart'ta İtilaf Donanması'nın Boğaz'ı denizden geçme girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra 25 Nisan 1915 günü sabah saat 04.30'da, İngiliz kara ve deniz birlikleri Seddülbahir'e, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı (Anzak) birlikler Arıburnu'na, bir Fransız tugayı da Kumkale'ye çıkarma yapmaya başlar. Türk savunmasını aşamayan İtilaf Kuvvetleri Çanakkale'nin geçilemeyeceğini anlayıncaya kadar bu kumsallarda ve sularda çok sayıda kayıp verir. Bunlardan biri de Morto Koyu açıklarında batan, 1895 yılı yapımı, İngilizler'in en yaşlı muharebe gemisi Majestik'tir. Çanakkale harekâtı planlanırken, Churchill bu geminin yaşlı olduğunu ileri sürmüştü. Çanakkale'yi çok kolay geçip İstanbul'u rahatlıkla zapt edebileceklerini düşünen diğer yetkililer ise Majestik'i deniz filosuna kabul etmişlerdi.

Sayfa 3/5































Seddülbahir’in derinliklerinde yatan tarih...
2003 / MART

Benim ve birlikte yola çıktığım arkadaşlarım için, 18 Mart deniz çıkarmalarına katılan ve diğerleriyle aynı kaderi paylaşan bu gemiye dalmanın ayrı bir heyecanı vardı. Geminin siyah-beyaz fotoğrafını gördükten sonra bu heyecanımız daha da arttı. Çanakkale Boğazı'nın rüzgârlara açık olmasından, esen şiddetli rüzgârdan dolayı dalamadan döndüğümüz günler oldu. Elverişli bir havada Majestik'in koordinatlarına geldiğimizde demir atıldı. Şiddetli akıntıdan dolayı şamandıranın ipinden aşağıya inecektik. Geminin silueti 12. metreden itibaren belirmeye başladı. Koca Majestik tamamen parçalanmıştı. Ondan geriye birkaç patlamamış bomba, büyük topun taretleri, bacalar, yıkılmış bir gözetleme kulesi ve hüzün dolu kahramanlık anıları kalmıştı... Halen duran bacaların aralarında yaşayan mığrı balıkları ve tepemizde gezen akyalar bizi hayretle izleyip kameralarımıza konu oluyorlardı. Geminin içine girmek hiç de kolay değildi; daha doğrusu, pek girecek yer de kalmamıştı. Büyük mığrılar da bizim bu hurda yığınının içine girmemize izin verecekmiş gibi bakmıyorlardı.

Sayfa 4/5



































Seddülbahir’in derinliklerinde yatan tarih...
2003 / MART

Batıktan çıkardığımız bir adet barut çubuğunun yıllar sonra yandığını görmekse çok şaşırtıcı oldu. Öğleden sonraki dalışımızın hedefi Seddülbahir Feneri istikâmetindeki üç adet çıkartma gemisiydi. Bunların ikisi yaklaşık 42 metrede, diğeriyse üç metre derinlikte yatmaktaydı. Boyları yaklaşık 30 metre civarında olan bu batıklar bugün çeşitli balıklara ev sahipliği yapıyor.


* Y. Fehmi Şenok, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı