|
Grönland'ı seyretmeye koyuldum. Uçsuz bucaksız
bir beyazlığın üzerinden akıp gidiyorduk. Kangerlussuaq'taki
karla kaplı piste indiğimizde, uçuş ekibi dışarıda
havanın eksi 18 derece olduğunu ve bu sıcaklığın
'Grönland'da bahar' ölçülerine uygun olduğunu
açıklıyordu. Ama, uçaktan iner inmez hiç de
alışık olmadığım sertlikte bir soğuk suratıma
çarptı. Kangerlussuaq toplam nüfusu yüz kişi
olan küçük bir kasaba. Bir postanesi, bir barı,
biri havalimanının içinde diğeri de kasabada
olmak üzere iki de oteli var. İkisi de tek yıldızlı.
Kayak yapmak üzere gelenler burada buluşuyor
ve adanın diğer yörelerine buradan dağılıyor.
Ben kasabadaki otele yerleştim. Sert soğuğa
kısa zamanda alışıverdim. Artık, sadece ellerim
ve yüzüm üşüyordu. Ama, şöyle bir çevreye bakmak
için yaptığım küçük kasaba turu, güneş gözlüğü
olmadan asla dolaşılmaması gerektiğini öğretti.
Her şey o kadar beyazdı ki, gözlerim yanmaya
ve beyazın ağırlığına dayanamamaya başladı.
Otele döndüm, sadece bir gece kalıp ertesi gün
Ilulissat’a hareket edeceğim. Uyuyup dinlenmem
lazım.
|