|
Orasını burasını didikler durur, bu görkemli mücevherin. Peki, nedir gönlümüzü çelen? Adını, sanını, öyküsünü, atasını bilmeden sizi çekiveren gizemli bir uygarlıktır: Taşa, çiniye yansıyan iz ve izler.
İnsanoğlunun kimi izi savaşlara adanmıştır. Yok etmektir uğraşları. Silip süpürmektir doğayı, taşları, şiirleri ve gülümsemeleri. Ama, Lade Adası büyük savaşında asıl kazananlar Persler değil, yenilen İyonyalılar olmuştur.
Menteşeoğullarının savaşları, birbirlerini ölüme hazırlamaları ilgi çekmez. Başka savaşçıların ettikleri de. Yalnızca tarih yazıcılarını ilgilendirir. Ama, taşa işlenmiş bitki, ya da taşın arasından parlayan cam göbeği bir çini parçası sizi alıp götürür. Neden ve niçin gerekli görmüştür ustası, küçücük parçaları bir araya getirmeyi?..
Granit parçaları, kilit taşları ve kaygan bir taşta kaydırak yapar gibi yazılmış bir hat neden gereklidir? Dümdüz mermerlerin yer aldığı duvarda birden bire karşınıza çıkan, su gibi akan palmetler, lotüs çiçeklerine neden gereksinim duymuştur Menteşli usta? Yoksa, bu toprakların huyu mudur hep bunlar?
|