| Büyük
şehirlerdeki gürültünün aksine, köylerde doğadan
gelen seslerle başlar hayat. Güneş yükselir,
öğle olur, hayat doğal ritminde akıp gider...
Doğanın kendine özgü, iç sesleridir duyulan;
ağaçların, dalların arasından süzülüp gelen
rüzgârın uğultusu, kuşların cıvıltısı, ağustos
böceklerinin ötüşü, sobada yanan odunların çıtırtısı...
Günün sonunda taşa, toprağa, ağaca alaca bir
sessizlik çöker. Lacivert mantosuna bürünmüş
gecede ahşap pencerelerinden ışık sızan köy
evleri, çocukken oynadığımız oyuncak evleri
anımsatır. İnsanı geçmişe götüren, anıları canlandıran
bir tarafı vardır ahşap evlerin. Çocukluk arkadaşları,
çelik çomak oyunları, sobada patlatılan mısırın
kokusu gelir akla. Belki de bu yüzden ahşap
evler hep sıcacıktır. Temizliği, saflığı çağrıştırır,
çocukluk anıları gibi.. |