YÜKLENİYOR ...

























İstanbul cam ve porselenleri
2003 / ŞUBAT

Cam ve porselen; her ikisinin de ana maddesi toprak ve her ikisi de yüzyıllardır insanoğlunun elinde yaşama eşlik eden ve onu güzelleştiren zarif biçimlere bürünüyor. Zamana göre eşyayı değiştiren bu biçimler, toplumun o dönemdeki beğenisini de yansıtıyor. 19. yüzyılda hız kazanan Batılılaşma hareketinin etkilerini de dönemin Osmanlı cam ve porselenlerinde izlemek mümkün. Eskinin geleneksel atölyeleri yerine sultan ve devlet adamlarının himayesi altında kurulan modern imalathanelerde üretilen bu zarif eserlerin süslemelerinde geleneksel Türk desenleriyle birlikte Avrupai bir beğeninin yansımaları da görülüyor. Saray ve zengin kesim için yaratılan bir sanat eseri niteliğindeki bu cam ve porselen eşyalar, Avrupa'dan ithal edilen benzerleri için de bir rakip olmuştu. Osmanlı Sultanı III. Selim'in, bu nadide eserlerin üretilmesinde büyük bir katkısı var: 19. yüzyıl başlarında Mevlevi Mehmed Dede'yi İtalya'ya cam işçiliğinin sırlarını öğrenmeye yolluyor. Mehmed Dede'nin İstanbul'a dönüşünde de İstanbul'un gözde semtleri, Paşabahçe, Beykoz, Çubuklu,

Sayfa 1/5































İstanbul cam ve porselenleri
2003 / ŞUBAT

İncirköy ve Boğaziçi'nin Anadolu yakasında kurulan cam imalathaneleri harıl harıl çalışmaya başladı. Bugün Topkapı Sarayı'nın 'İstanbul Cam ve Porselenleri Seksiyonu'nda görenleri hayran bırakan cam eserler arasında kandiller, laledan, karlık, gülabdan, leğen-ibrik, kâse, sürahi, şekerlik, bardak, daldırma, fincan, ayna ve koku şişeleri bulunuyor. Tüm bu eserlerin arasında farklı bir teknikle üretilen ve simgeleşen çeşm-i bülbüller dikkat çeker. Sarayda yer alan cam eserlerin büyük bir bölümü renkleriyle de büyüler. Çeşm-i bülbüller en az iki renkle yapılırken laledanların renk çeşitliliği göz kamaştırır. Daldırmalar kırmızı, mavi ve mavinin tüm tonlarıyla birlikte altın yaldız süslemeler içerir. Çeşitli hayvan formlarındaki eserler ise yapıldıkları dönemde dekoratif amaçla ya da gülabdan olarak kullanılagelmiş. Osmanlı tarihinin en renkli, en değerli eserlerini içeren Topkapı Sarayı Müzesi'nde cam eserlerin yanı sıra İstanbul'da yapılmış olmalarına karşın iki ayrı dönemde ve iki farklı yerde üretildikleri için Eser-i İstanbul ve Yıldız Porselenleri olarak sergilenen gönülçelen eserler de yer alıyor.

Sayfa 2/5






























İstanbul cam ve porselenleri
2003 / ŞUBAT

Eyüp ve Beykoz atölyelerinde üretilen Eser-i İstanbul, bir Osmanlı markası. 1845'de Beykoz'da kurulan fabrikanın üretimleri 100-200 yıl öncesinin zevkini yansıtır. Eyüp ve Beykoz'daki bazı ustaların eseri olan porselenler ise zeminlerindeki beyaz ve tahin renkleriyle dikkat çeker. Bu eserlerin altında Eser-i İstanbul mühürleri bulunuyor. Galata, Eyüp, Balat ve Beykoz atölyelerinde porselen yapan ustalar arasında kimliği tespit edilebilenlerden Alim Zade'nin eserlerinin arkasında ise 'Ali Zade Ömer Efendi' damgası yer alıyor. Saray koleksiyonundaki Eser-i İstanbul damgalı porselen karolar, Avrupa porselen karoları büyüklüğünde ve beyazlığında. Karolara yeşil ve yaldızlı desenler hâkim. Tophane Nazırı Damat Rodosizade Ahmet Fethi tarafından Beykoz civarındaki İncirli köyünde kurulan tabak ve porselen fabrikasında toplanan ustalar renkli fayans ve porselen imal ediyordu. Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde kaliteli üretime geçen fabrikada Viyana ve Saks porselenleri kalitesinde ve Türk zevkine uygun üretim yapılıyordu.

Sayfa 3/5































İstanbul cam ve porselenleri
2003 / ŞUBAT

Beykoz'da kurulu bu fabrikada üretilen porselenlerde yer alan marka da Eser-i İstanbul'dur. Türk porselenlerinin ilk örnekleri Beykoz Fabrikası'nın kuruluş tarihi olan 1845 yılında görülmeye başlar. Porselenler üzerindeki damgalar çeşitlidir; bir bölümü soğuk damgalı, bir bölümü kırmızı, mavi, siyah, leylak, mor ve altın yaldızlıdır. Üretilenler pahalı ve lüks olduğu için büyük bir bölümü devlet adamlarına hediye olarak veriliyordu. 25-30 yıl boyunca tabak, vazo, kapaklı tabak, aşure testisi, çaydanlık ve fincan üretimini sürdüren fabrika, daha sonra ilgisizlik nedeniyle kapandı. Yine Topkapı Sarayı Müzesi'nde yer alan Yıldız Porselenleri, 1890 yılında İstanbul'da Fransız büyük elçisi olarak görev yapan M. Paul Cambon'un girişimleriyle, Sultan II. Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı'nın bahçesinde kurulan bir fabrikada üretiliyordu.1894 yılında faaliyete geçen Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu'nda üretilen porselenlerin altında ay-yıldız damgası yer alıyordu. İlk üretilen eserler yalnızca önemli devlet adamlarına hediye olarak veriliyor

Sayfa 4/5



































İstanbul cam ve porselenleri
2003 / ŞUBAT

ve Yıldız porselenlerinde çalışan sanatçılar, yaptıkları resimlerin altına imza atıyordu.Porselen imalatında enderunlu ressamlar, asker ressamlar ve Abdülhamid döneminde kurulan Sanayi-i Nefise'den yetişmiş sivil ressamlarla birlikte Batılı ressamların da çalıştığı, eserlerin üzerindeki imzalardan anlaşılıyor. Fabrikada üretilen vazolar, çiçeklikler, tabaklar, çay takımları, kahve fincanları, aşurelikler, duvar tabakları ve değişik amaçlarda kullanılan eserler, manzara resimleri, çiçek motifleri, rumiler, palmetler ve II. Abdülhamid tuğralarıyla süslüdür. Ayrıca, çay fincanları üzerinde Sultan Abdülmecid'e kadar olan padişahların portreleri yapılmıştır. II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra fabrikaların çalışmaları durduruldu. O zamanki adıyla Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu iken daha sonra Sümerbank Çini Fabrikası adını aldı. Yüksek Planlama Kurulu'nun kararlarıyla TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na devredilerek taihî kimliği yeniden kazandırıldı. * Ömür Tufan, Topkapı Sarayı Müzesi Uzmanı. Bakır, İstanbul Cam ve Porselenleri Bölümü Şefi.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı