YÜKLENİYOR ...

























Fırat’ın mirası GAZİANTEP
2003 / ŞUBAT

Tarihin sayfaları MS 1. ve 2. yüzyılları gösteriyor. Roma sanatının doruğa ulaştığı yıllar... Kommagene'nin dört önemli kentinden biri, MS 72'den sonra Roma hâkimiyetine giren Zeugma, zengin ve tasasız günlerinde... İnsan ruhunun inceliklerini anlatabilmek için imparatorluğun dört bir yanından sanatçılar buraya geliyor. Fırat'ın yatağına iniliyor, renk renk, şıkır şıkır çakıl taşları toplanıyor. Ve bütün kent bu doğal taşlardan yapılma mozaiklerle süsleniyor. Altı ana rengin her tonu kullanılıyor mozaiklerde. Amaç, figürlerin devinimlerini, ışık ve gölge oyunlarını en iyi şekilde yansıtabilmek. Bir zamanlar Fırat'ın serin yatağında uyuyan taşlarla tanrılar, tanrıçalar, mitolojik konular ve Fırat Nehri'ne duyulan sevgi işleniyor, Fırat kutsallaştırılıyor... Zeugma Yamaç Evleri'ndeki bir taban mozaiğinde, evrensel ırmak Okeanos ile denizin verimliliğini simgeleyen eşi Tanrıça Tethys canlandırılmış.

Sayfa 1/5































Fırat’ın mirası GAZİANTEP
2003 / ŞUBAT

Bu, dünyanın bütün ırmaklarını doğuran tanrı ile tanrıçaya duyulan saygının bir göstergesi. Çünkü, oğullarından biri Dicle ile birlikte Mezopotamya'yı yaratan efsanevi Fırat Nehri (Euphrates). Kıyısındaki cennet bahçeleri yaz sıcağında bile yeşilin her tonunu taşıyan vahalar yaratıyor, serin sularında buraya özgü balık türleri yaşıyor... Kuzeydeki yüksek platolardan doğan Fırat, eşsiz flora ve faunasıyla uygarlıklar doğuruyor, besliyor, tarih öncesi çağlardan beri bu topraklar üzerinde yaşayan insanoğlunu berekete boğuyor. Nehir, bugün bir başka kente, Gaziantep'e kucak açıyor. Gaziantep toprakları Yukarı Mezopotamya'nın 'Verimli Hilal' olarak bilinen kuzey kısmının tam ortasında. Bölge Neanderthal diye adlandırılan insan türünün dünyaya yayıldığı tarihte, Orta Paleolitik Çağ'da, yaşam koşullarının uygunluğu nedeniyle önemli bir merkez.

Sayfa 2/5































Fırat’ın mirası GAZİANTEP
2003 / ŞUBAT

Fırat'ın kıyısından Islahiye Ovası'na kadar uzanan topraklarda pek çok uygarlığın izi günümüze kadar geliyor. Kargamış, Zincirli, Tilmen Höyük, Sakçagözü bugün dünyanın da tanıdığı arkeolojik merkezler. Paleolitik çağdan itibaren önemli bir insan yerleşimi olan Dülük ise Gaziantep'in on kilometre kuzeyinde. Hitit döneminde önemli bir tapınma merkezi olan ve Fırtına Tanrısı Teşup'a adanan bir tapınağı olduğu bilinen Dülük, bir zamanlar Mezopotamya'dan Fırat yolu ile Anadolu'ya giden kervanların uğradıkları önemli bir merkezmiş. Helenistik devirde ise büyük rağbet gören Mithra dininin Anadolu'daki ilk, dünyadaki en büyük yeraltı tapınakları Dülük'te bulunuyor. Gaziantep'e 62 kilometre uzaklıktaki Rumkale ise Merzimen Çayı'nın Fırat Nehri'yle buluştuğu noktada. Üzerindeki kalıntılarla karşı kıyıdan boz bir yarımada görüntüsü sunan bu doğal kale, Merzimen ve Fırat kıyılarından dimdik yükselen kayalıklarıyla bulunmaz bir savunma sistemi oluşturuyor.

Sayfa 3/5

































Fırat’ın mirası GAZİANTEP
2003 / ŞUBAT

Asur Kralı III. Salmanassar tarafından MÖ 855'te zaptedildiği anlatılan 'Şitamrat' olduğu sanılan Rumkale (Hromgla), 11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde önemli bir merkez. Tarih boyunca el değiştiriyor; Ermeniler, Süryaniler, Franklar, Memlükler ve Osmanlılar. Buradaki Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşıyan kalıntıların en ilgi çekici olanı ise silindirik bir havalandırma kuyusu ile hemen yanındaki Fırat seviyesinin altına inen su çıkarma sistemi. Havari Yohannes, burada İncil'in müsveddelerini kopya etmiş. Tarihte Hitit, Asur, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına sahne olan Gaziantep'in en önemli taihîl eserlerinden biri yine bir savunma sistemi: Kenti taçlandıran kalesi bir tepenin üstüne kurulu. Kalenin hemen yanındaki ticaret yapılan hanlar ve yöreye özgü peynirlerden bakır eşyaya, şifalı otlara kadar pek çok şeyin satıldığı kalabalık çarşılar, geçmişte güvenlik kaygısıyla kale yakınına konumlanan ticaret dokusunun göstergesi.

Sayfa 4/5

































Fırat’ın mirası GAZİANTEP
2003 / ŞUBAT

Sıcak ve kurak iklim koşulları göz önüne alınarak daracık tutulan sokaklar, yüksek duvarların gerisindeki 'hayat'lara (avlu) açılan taş evler, taihîa camiler, mahalle aralarındaki kiliseler kentin vazgeçilmez miarî değerleri arasında. Gaziantep'in Islahiye ilçesi yakınındaki Yesemek köyünde ise 200'den fazla bazalt heykel taslağı kendi doğal ortamında sergileniyor. Burası, MÖ 2. binin dördüncü çeyreğiyle MÖ 8. yüzyıl arasında, Yakındoğu'nun en büyük taş ocağı ve heykel işleme atölyesi olan Yesemek Heykel Atölyesi. Asurlular tarafından faaliyetine son verildiği ve ustalarının Asur'a götürüldüğü bilinen atölyede, zaman birden durmuş gibi. Sanki, her şey olduğu gibi bırakılmış, terk edilmiş. Heykel ustaları Fırat'ın mirasını, kendi elleriyle yaptıkları kanatlı aslanların, dağ tanrılarının ve sfenks heykellerinin korumasına emanet edip de aniden bu dünyadan göçüvermişler sanki...

* EMEL ÇELEBİ.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı