Heykeller
kentlerin duygusal dokunuşlarıdır sakinlerine.
Çoğunlukla meydanları, bina cephelerini süsleyen
ya da müzelerde görmeye alışık olduğumuz heykeller,
o kentin kollektif hayal ve yaratma gücünün
ürünüdür. Antik çağlardan bugüne kentli insan,
sanat ürünlerini yalnızca kendi iç mekânında
seyretmekle yetinmemiş, onları açık alanlarına
da taşıyarak ortak bir duyguyu paylaşmıştır.
Kent anıların yaratıldığı yerdir kimileri için.
Buluşmalarda görkemli bir yapıtın yakını seçilir
çoğu kez. Kahve molaları, heykellerin süslediği
meydanlara bakan bir kafenin masasında verilir.
Belki de kentliler bir kahraman yontusu ya da
güçlü bir hayvan betiminin gölgesinde kendilerini
daha güvende hissediyorlardır, kim bilir?
Belki yine bu duygusal yaklaşım sonucunda, çağlar
boyu heykeller hakkında efsaneler, söylenceler
üretilmiştir.
|