|
Bundan sonrası Kastamonu işi demek daha doğru,
zira pişmaniye eleme makinesine alınıp toz haline
getiriliyor. Alttaki tepsiye inenler karıştırılıp
helvanın her yerinin aynı ısıda olması sağlanıyor.
Antepfıstığı serpilip üzerleri düzleniyor, tartılıp
presleniyor. Her biri yirmi gram gelen kare
ya da baklava biçimli helvalar, fıstıklı ya
da sade olarak dolum makinesine alınıyor; el
değmeden kutulanıyor. Her biri hediyelik olup
süslüyor vitrinleri. Yıllar önce saraylarda
padişahların isteği üzerine çektirilirmiş helva.
Köylerde ise uzun kış gecelerinde siniler etrafında
toplanan kadınların eğlencesiymiş. "Un var,
yağ var, şeker var; ne duruyon, helva yapsana!"
denip, geçilirmiş sini başına. Oyunlar oynanır,
maniler söylenir, türküler tutturulurmuş. Saray
helvasını çekenler ise bir çeşit oyun kurbanlarıymış.
"Nesine, helva çekmecesine!" diye tutuşulan
iddiaları kaybedenler, padişah için helva çekmeye
giderlermiş saraya... Ne zaman mı? 1800'lü yıllarda...
* Renan Yıldırım, gazeteci.
|