YÜKLENİYOR ...

























Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

Batı dünyası için Doğu, yüzyıllar boyu gizemli bir coğrafya olarak kalmıştır. Genel olarak oryantalizm terimi altında toparlanan bu gizemli ve hayali Doğu imgesi, önce Avrupalı ressamların tablolarında hayat bulmaya başladı. Avrupalı soylu ve hükümdarların Doğu ile tanışması da bu tablolar aracılığıyla gerçekleşti. Doğu'ya seyahat eden Avrupalı yazarların metinlerinin de eklenmesiyle birlikte oluşan bu Doğu imgesi, fotoğraf ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle yeni bir evreye ulaştı. Kartpostallar aracılığıyla olağanüstü yaygınlaşan bu fotoğrafik imgelemin Osmanlı topraklarındaki en önemli ismi kuşkusuz Max Fruchtermann'dır.

Osmanlı'nın ilk fotoğraf editörü ve yayımcısı olan Max Fruchtermann, 1852 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun sınır kasabalarından Kalucz'da doğdu.

Sayfa 1/6






























Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

1867 yılında İstanbul'a gelen ve iki yıl sonra, bugün hâlâ çok sayıda meslektaşının bulunduğu Yüksekkaldırım'da bir çerçeveci dükkânı açan genç Fruchtermann, kafasındaki fikri yavaş yavaş olgunlaştırmaya başlamıştı. 1895 yılında ise o büyük adımı attı: Yurtdışı yazışmaları neticesini vermiş, Breslau'daki Emil Pinkau matbaası ile ilk İstanbul ve Osmanlı kartpostallarının basılması için anlaşma sağlanmıştı. Kartpostallara ilk aktarılanlar da Sarayburnu, Galata Köprüsü ile Galata Kulesi, Dolmabahçe, Sultanahmet Camii, Arnavutköy, Kuzguncuk ve içinde hamalların, sakaların, dervişlerin, balıkçıların olduğu İstanbul sakinlerinin resimleriydi. O andan itibaren dört bir yana yollanan bu kartpostallar aracılığıyla genel bir İstanbul, Türkiye ve bu adla birlikte hatıra gelen çeşitli imgelerin tüm dünyaya yayılması sağlandı. Fruchtermann, bu ilk serinin ardından çalışmalarına hızla devam etti.

Sayfa 2/6































Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

Rehydt'teki Fingerle Freudenberg matbaasında bastırdığı 'Gruss' serisi ile dünyanın dört bir yanından koleksiyoncularla yaptığı yazışmalar ve gönderdiği kartpostallarla ünü giderek arttı. Artık Bursa, İzmit ve Trabzon başta olmak üzere pek çok Osmanlı şehri ile ilgili kartpostal serileri de hazırlıyordu. Olağanüstü güzellikteki Osmanlı kartpostalları ile dünyanın her tarafında tanınmaya başlanan Fruchtermann, artık büyük bir servetin de sahibiydi.

Ancak 1917 yılında eşini yitirmesinin ardından uyruğunda bulunduğu Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'nda mağlubiyetine bağlı olarak elindeki para ve savaş tahvillerinin değerini yitirmesi, Max Fruchtermann'ı derin bir bunalıma sürükledi ve 1918'de 65 yaşında hayatını yitirdi.

Sayfa 3/6
































Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

Zaten savaş ile birlikte, düşman kamplara bölünen dünyada, kartpostalların altın devri de yavaş yavaş kapanmaktaydı. Daha önce birbirlerini tanımaya, aydınlık ve uygar bir dünyada mesafeleri kısaltmaya çalışan kültürel iklim, savaşla birlikte solmaya başlamıştı. Büyük ekonomik bunalımların hız verdiği bu karanlık tabloda, kartpostal gibi naif tutkulara da giderek daha az yer kalmıştı.

Ancak, Fruchtermann'ın kartpostallarının hikâyesi burada bitmiyor. Oğlu Paul, bütün olumsuzluklara karşın işletmeyi bir süre daha yürütür. Paul'un ölümü ile mal varlıklarının varisi olan ikinci eşi Anna, 1966'da nerdeyse yüz yıla yaklaşan Fruchtermann işletmesine son noktayı koymak zorunda kalır. Dükkânın çatısındaki kartpostal stoğunu da 2500 lira karşılığında yok pahasına bir eskiciye satar. Ne yazık ki Anna Fruchtermann, 600 bin civarında olduğu tahmin edilen bu büyük koleksiyonun taihî ve kültürel değerini anlayamamıştı.

Sayfa 4/6






























Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

Fotoğrafın genel olarak gerçekçi ve nesnel bir bakışı yansıttığı düşünülür. Ancak fotoğrafçının seçtiği kadrajların, ışığın ve baskı tekniklerinin de öznel bir bakış açısıyla aynı resimdeki gibi kendine özgü bir imgelem yarattığı atlanır. Max Fruchtermann'ın fotoğraflarında da bu genel oryantalist bakışın izlerini bulabiliriz. Ancak, resim sanatı geleneğine nazaran çok daha büyük bir gerçeklikle yüklü bu fotoğraflar, önemli bir belgesel materyal özelliği taşımaktadır. Yüz yıl öncesinin İstanbulu'nu, çoktan yitip gitmiş önemli taihîl bina ve anıtlarını, dünya üzerinde hiçbir yerle karşılaştırılamayacak güzellikteki el değmemiş coğrafyasını ve belki de en önemlisi kaç kuşak önce aynı topraklarda yaşamış insanların giyim kuşamlarını ve tabii ki yüz ve bedenlerini aktarabilecek başka bir kaynak yoktur.

Sayfa 5/6
 






























Geçmişe açılan pencere Fruchtermann’ın Kartpostalları
2003 / ŞUBAT

İnsan bu kartpostallardaki yüzlere bakıp, bugün yaşamlarını sürdüren bizlerin yüzleri ile benzerliklerini ve farklılıklarını gördükçe garip duygulara kapılıyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk kartpostal editörü ve yayımcısı olan Fruchtermann'ın kartpostallarının önemi artık tüm dünya koleksiyoncuları tarafından biliniyor. Yakın bir tarihte Koçbank tarafından yoğun bir araştırmayla koleksiyonculardan toplanan ve üç cilt içinde bir araya getirilen bu kültürel hazine içinde, Fruchtermann'ın farklı tarihlerde, farklı baskı teknikleriyle ürettiği binlerce kartpostal yer alıyor. 19. yüzyıl sonundan başlayarak 20. yüzyılın ilk bölümünde yaşanan önemli toplumsal dönüşümleri ve imparatorluk içindeki farklı etnik ve kültürel grupların gündelik hayatlarını yansıtan bu önemli tarihsel belgeler, yüz yıl önceki 'biz'i tanımak ve anlamak için çok önemli bir ışık yakıyor.

* Barış Doğru, yazar.

Sayfa 6/6
 

























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı