Batı esin kaynaklarını tüketti; artık tüm gözler
Doğu’ya yöneliyor. Doğu ile Batı’nın kesişme noktası
İstanbul ise özellikle bu ilginin odağında. Kimi
tasarımcılarımız var ki, esin perilerini kendi köklerinde
arıyor. ‘İçsel’ bir yolculuğa çıkar gibi bu arayış.
İlk devirlerden yalın Osmanlı formları, yapıyı evren
imgesi olarak kabul eden Selçuklu dönemi, sanat
iklimi tasavvuftan oluşan Anadolu ve ta Asya’ya,
Şamanist köklere uzanan göksel bir dil... Tüm zamanların
iç içe geçtiği bir ‘zamansızlık’ boyutu, kâh desenlerde,
kâh formlarda bir bir ortaya seriliyor.
Dekorasyonlarına Doğu-Batı sentezini, sanat tarihi
eğitimiyle pekiştirdiği kendine özgü ‘İstanbul ruhunu’
aktaran Zeynep Fadıllıoğlu, başarısı ülke sınırlarını
aşmış bir isim. Bir Kuveyt evinde Endülüs mimarisinden
esin alıyor; taştan bir Ermeni yapısı ile 19. yüzyıldan
kalma kâgir bir Osmanlı yapısını birleştirdiği kendi
evinde, “Türk ve Avrupa gerçeklerini dekorasyonda
birleştirip kültürel bir köprü yaratıyor”.
Mekânlarında göze çarpan ilk unsur; yalınlık...
15. ve 16. yüzyıllara tarihlenen Osmanlı dönemine
özgü bir yalınlık bu. Patlıcan moru, pembe ve turkuvaz
gibi güçlü renkler bir arada.