Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14]
index / Kavuşmanın günü Şeb-i Arus

İnsana din ve ırk kavramlarından arınmış olarak hitap eden Mevlana, Tanrı’yı, gerçeği, sevgiliyi, insanı ve doğayı sevmiştir. 13. yüzyılda doğunun önemli merkezlerinden biri olan Belh kentinde doğmuş, daha sonra babası Bahaeddin Veled ile birlikte Konya’ya yerleşmiştir. Doğunun düşünen adamı düşündükçe bugünkü Batılı felsefi sistemlerin temelini atmış, Heraklitos’un başlattığı varoluşçuluk hareketinin ikinci büyük insanı olmuştur.
Tanrı’nın insanlara vermiş olduğu tüm zevkleri, yaşamın kendisini kabullenmek gerekir. Çünkü yaşam olağanüstü güzelliklerle doludur. Varoluşun amacı insanın kendi varolmasını hissetmesidir. Her yeni doğuşta varolmanın tatmini yaşanır. Tanrı’nın varlığı tüm varoluşlarda hissedilir. Yaşamın kendisinde Tanrı’nın isteği vardır. Ve bu insana hem kendini, hem de değerlerini hissettirir. Tanrı aşkı, doğa ve sevgili aşkı…
Doğu’nun o şiirsel doğasında dört satırın arasına sığdırdı aşkı, arzuyu, derdi, tasayı. Rubaiyyatlarını sevgili için işledi ve ona sundu. Gerçek varoluşun gerekliliği ile yazdı hep.
Gerçeğe, yani Tanrı’ya yazılmış aşk şiirleri…

 
 
Sayfa 1/6