 |
GALATA KÖPRÜSÜ’NDEN MARTILAR GEÇER
Galata Köprüsü’nün ortasındayız. İki yanımız deniz.
Hakkını teslim edelim ki, bundan on sene önce bir
gece ansızın yanan öteki köprü daha bir revnaklı idi.
O köprüde denize, martılara, balıklara baka baka yeterince
avarelik ettikten sonra, hemen aşağıdaki salaş lokantalara
inilir ve yorgunluk giderilirdi.
Köprünün üzerinden geçen arabalar havayı titretir,
bardakları şıngırdatır, köprünün dubalarına vuran
dalgalar masaları sallar, İstanbul’a kor kızıl bir
akşam inerken, eski aşklar konuşulurdu.
Köprünün üzerinden martılar geçiyor ve biz Orhan Veli’yi
hatırlıyoruz: “Dikilir köprü üzerine, keyifle seyrederim
hepinizi. / Kiminiz kürek çeker siya siya, / Kiminiz
midye çıkarır dubalardan, / Kiminiz dümen tutar mavnalarda...”
Köprünün hemen yanı başında Karaköy iskelesinde vapurların
biri gelip, biri gidiyor. Havada tuz
kokusu, yosun kokusu, parfüm kokusu ve ayrılık kokusu
dalgalanıyor.
|
|