 |
Galata Köprüsü, cıvıl cıvıl bir çiçek dürbünüdür. Topkapı’da
birazdan Viyana’ya sefere çıkacak, bıyığı balta kesmez
yeniçerileri görürsünüz; çok değil iki adım sağa döndüğünüzde,
Kuzey Afrika’daki ağır dövüşlerden dönen Bizans İmparatoru
Justinyan’a rastlarsınız.
Tam arkanızda şair Orhan Veli, eve almayı unuttuğu
tuz ve ekmeği düşünerek Küçükayasofya’dan Cibali’ye
doğru iner. İstanbul’da atılan bir küçük adım, yapılan
minnacık bir dönüş, sadece manzarayı değil, çağları
da değiştirir. Marmara’nın lavanta mavisine alışan
gözler, biraz sağa dönünce erguvanlarda boğulur. Bir
adım önce gözlerine mil çekilip Adalar’a sürgün gidecek
kara bahtlı Bizans prenslerine üzülürken, bir ikinci
adımda Dolapdereli Cihanyandı Saliha’nın tam tekmil
hazırlanmış altıkol çengi takımı ile neşelenirsiniz.
İstanbul, insanın ruhunu, aklını ve bedenini bir dakika
içinde yedi iklim dört bucağa savurur ki, dumanlı
kasım akşamlarında eski Balat evlerinin çatılarını
havaya uçuran Ayandon fırtınası kaç para?
|
|