 |
Metropoller önce ormanlarını, sonra korularını, ardından
da ağaçlarını yitirir. Yiten yalnızca ağaçlar ve bitkiler
olmaz. Doğanın yaşam zincirinin parçaları olan hayvanlar
da, bu trajediden paylarını alır. Dallarda yuva yapan
kuşlar, kovuklara gizlenen sincaplar, ağaçlara asılı
kovanlardan bal çalan ayılar ve diğerleri de yaşam
alanlarını yitirir. İnsanlar onları ansiklopedilerde,
TV belgesellerinde görmeye başlar ve gerçekte yitirdiklerinin
yaşadıkları dünyanın ortak zenginliği olduğunun farkına
varmaz.
Hayvanat bahçeleri, bu yiten ve yitmekte olan zenginliğin
belki de son örneklerini bize gösterir. İstanbul’un
merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Darıca’da kurulan
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı da onlardan
biri. Kapısından girer girmez karşınıza bir dinozor
çıkıyor! Canlansa şaşırmayacaksınız; o denli deriye
kemiğe bürünmüş gibi duruyor. Bahçeyi adımlayınca
dünyanın karadaki en hızlı canlısı olan çitayı güneşlenirken,
şempanzeleri halatlara tutunup sallanırken, tavus
kuşlarını gökkuşağını andıran tüylerini yelpaze gibi
açarken görüyorsunuz. |
|