 |
Bu gelişim 18. ve 19. yüzyılda doruk noktasına ulaştı. Evlerde,
köşklerde, saraylarda şöminelerin, konsolların üzerinde,
duvarlarda ya da taşlıkta, bir koridorun en ucunda
ayakta duran saatler, zamanı göstermenin yanı sıra,
sesli olarak da duyurmaya başladı.
Yüzyıllara yayılan ilerleme ve yeni buluşlarla ‘doğru
zamanı’ yakalama çabası, mekanikte de kendini gösterip
incelikleri meydana getirirken, aynı ya da benzer
sistemlerin çok farklı sunuşları saatleri tekdüzelikten
kurtardı. 19. yüzyılda tamamlanan Dolmabahçe Sarayı’nda
sergilenen ve çoğunluğunu 19. yüzyıl, az bir kısmını
18. yüzyıl saatlerinin oluşturduğu koleksiyon, bu
gelişimin en güzel örneklerinden biridir. Kimi hediye
edilmiş, kimi satın alınmış, kimi de özel yaptırılmış
saatler, zamanı göstermenin yanı sıra sarayın genel
yapısı ile uyumlu olarak dekoratif amaçlarla da kullanılmıştır.
GÖSTERİŞLİ FRANSIZ SAATLERİ
Çoğunlukla ağır, gösterişli, bronz, altın kaplama,
mermer, bağa, gümüş Fransız saatleri; ressam, heykeltıraş,
dökümcü ve saat ustalarının ortak ürünleri oldukları
için, mekaniğin ötesinde dış özellikleri ile de ön
plana çıkar.
|
|